AŞIRI SAĞA DİKKAT

Münir Bağrıaçık / DieGazete.de

Pazar günü sona eren Avrupa Parlamentosu seçimlerinin sonuçları çeşitli yorumlara neden oldu. Seçim öncesi aşırı sağın söylemleri, seçimlerin ardından büyük koalisyonun yaşadığı sıkıntıları ve sonuçların Almanya, hatta Avrupa Türklerini siyasetçilere ve sivil toplum örgütlerinin temsilcilerine sorduk. İşte görüşler:

Özcan Mutlu – Yeşiller Partisi Federal eski milletvekili: “Yeşiller bu seçimin açık galibi”

Yeşiller Partisi olarak sonuçlardan çok memnunuz ve mutluyuz. Almanya’da en güçlü ikinci parti olduk ve seçim analizi gelecek için çok güzel sonuçlar alacağımızı gösteriyor. Mesela 30 yaş altındaki seçmenlerde % 33 oy oranında açık farkla birinci parti olmuşuz. Başkent Berlin dahil olmak üzere birçok büyük şehirde birinci parti durumundayız. Seçmenlerin parti programımızı benimsediğinin açık göstergesidir bu. Çevre, iklim politikaları, insan hakları, özgürlükler, sosyal bir Avrupa gibi taleplerimizin, halk tarafından güçlü bir şekilde benimsenmesi bizi sevindirdi. Genel olarak Almanya’da oylarımızı neredeyse ikiye katladık. Neticede milletvekili sayımızı da ikiye katladık durumundayız. Bu da Yeşillerin bu seçimin galibi olduğunun açık göstergesidir. Diğer bir sevinç kaynağı ise, aşırı sağcıların Almanya’da korkulduğu kadar büyük bir oy artışı göstermemesi, her ne kadar oyları artsa da beklenenin altında kaldılar.

Hakan Taş – Sol Parti Berlin Eyalet Milletvekili: “Aşırı sağ partilerin sığınmacı karşıtı, İslam karşıtı ve de AB karşıtı söylemleri seçmenlerde kabul gördü”

Avrupa Parlamentosu seçimlerinden genelde beklenen sonuçlar çıktı: Birçok ülkede geleneksel partiler (Hristiyan Demokratlar ve Sosyal Demokratlar) önemli kayıplara uğrarken, aşırı sağ, ırkçı partiler (Fransa, İtalya, Macaristan) güçlendi. Bunlara bazı diğer ülkelerdeki görünüşte çok aşırı olmayan ancak aynı politikaları izleyen partiler de eklenince (örneğin Avusturya, İngiltere) kamuoyunda yaratılmak istenen algının aksine Avrupa Parlamentosu’nda önemli bir sağ-antidemokratik fraksiyon oluşacak. Almanya’da Yeşiller Partisi’nin, Hollanda’da Sosyal Demokratların önemli oy artışları bu olguyu değiştirmiyor.

Seçimlerde oylarını arttıran aşırı sağ partilerin sığınmacı karşıtı, İslam karşıtı ve de AB karşıtı söylemleri seçmenlerde kabul gördü. Bunun nedenlerini kısaca sıralamak mümkün: Geleneksel partilerin halkın günlük sorunlarından uzak, işsizlik, dar gelir ve düşük emeklilik aylıkları, kirası ödenebilir konut eksikliği gibi sorunları çözmek yerine sermaye kesiminin çıkarlar ve istemlerini ön planda tutan politikaları. Avrupa Birliğinin aynı şekilde insanların acil yaşam sorunlarına çözüm üretmemesi. Birçok ülkede geleneksel partilerin de aşırı sağ oyları alabiliriz yanılgısı ile bu tür söylemleri üstlenmeleri.

Fransa örneğinde görüldüğü gibi başka ülkelerde de Hristiyan Demokrat ve Sosyal Demokrat partiler dağılma sürecine girdiler ve yerlerine, ne savunduğu “belirsiz’” (Macron – Fransa) partiler türedi. Bu partilerde halkın yukarıda anılan sorunlarına çözüm üretemediklerinden ülke seçimlerinde sağ-ırkçı partilerin daha da güçlenecekleri açık.

Kendisini “demokrat” olarak tanımlayan partiler ve AB, yukarıda anılan sorunlara acil çözümler getirmedikleri sürece bu sağ-ırkçı süreç daha da güçlenecektir ve Macaristan örneğinde görüldüğü üzere “demokratik” yollardan tam antidemokratik bir devlet yapısı oluşturacaklardır.

Gökay Sofuoğlu – Almanya Türk Toplumu (TGD) Başkanı: “Siyasetin çehresi değişebilir”

Avrupa Parlamentosu seçim sonuçları artık Avrupa’da siyasi dengelerin değişeceğine dair önemli bir gösterge ortaya çıkardı. Avrupa’nın birçok ülkesinde aşırı sağ partiler birinci parti olarak karşı çıktıkları Avrupa Parlamentosu’nda temsil edilecek.  Almanya’da aşırı sağ AfD beklenen sonucu alamamasına rağmen, CDU ve SPD’nin oldukça fazla oy kaybetmesi, sadece Avrupa için değil, Almanya için de önümüzdeki dönemde siyasetin çehresinin değişeceğine dair ipuçları verdi. Yeşiller Partisi’nin büyük oy patlaması sağlaması, birçok eyalette birinci parti durumuna gelmesi, eyalet yönetimlerinin de yeniden şekilleneceğine yönelik işaretler oldu. Almanya ve Avrupa’da yaşayan Türk asıllı göçmenler bu seçimlerde daha fazla katılım konusunda çaba sarf etti ve Avrupalı olma konusunda önemli bir adım attı. Sağ siyasetin güçlenmesi, Avrupa ve göçmen karşıtı düşüncelerin toplumun merkezine yerleşmeye başlaması, gerek demokrasi için ve gerekse göçmenlerin yaşadıkları ülkelerdeki güvenliği ve kazanılmış haklarının korunması konusunda süreç çetin geçeceğe benziyor. Bu nedenle daha fazla örgütlülük, daha fazla siyasi katılım için çaba sarf etmemiz gerekiyor.

Kenan Kolat – CHP Berlin Birliği Başkanı: “Ortak gelecek Avrupa idealinden uzaklaşılıyor”

Öncelikle İsmail Ertuğ (SPD), Özlem Demirel (Sol Parti) ve Engin Eroğlu (Bağımsız Seçmen Grubu) Avrupa Parlamentosu’na seçildiler. Kendilerini kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. Maalesef merkez sağ ve sol partilerin kayıp yaşadığı, liberal, yeşil ve Avrupa karşıtı / ırkçı partilerin oylarını arttırdıkları bir seçim oldu. Avrupa’nın son yıllarda içine kapanan bir yaklaşımda olduğunu, ortak çıkar ve gelecek yerine, ülkesel ve milliyetçi söylemlerin öne çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Mülteci sorunsalını singüler bir sorun gören anlayışın sosyal refah fetişizmini körükleyen yaklaşımı sonunda ortaya çıkan bu tablo, “Ortak gelecek Avrupa” idealinden uzaklaşıldığını ortaya koyuyor. Özellikle genç nüfusun merkez partilerinden uzaklaşması daha vahim bir durum olarak ortada. Sosyal Demokrat partilerin içinde bulunduğu durum demokrasi açısından çok büyük endişe veriyor. Yeşil hareketin konjonktürel yükselişi bir anlamda oyların başka mecralara akmamasını sağlıyor. SPD artık daha net politikalar üretmeyi öne almalı ve Almanya’da değişim için gerekli içerik, personel ve strateji değişimine gitmelidir.

Ahmet İyidirli – HDB Başkanı 

Avrupa Parlamentosu seçimleri son yıllarda yoğunlaşan demokrasi düşmanı ve ırkçı hareketlerin büyüme ve sosyal demokrat partilerle muhafazakar partilerin ise gerileme içinde olduğunu bir kez daha gösterdi. Almanya’da yeşillere seçmen desteğinin artması bizleri yanıltmamalı. Avrupa Parlamentosu’nda AB karşıtı hareketler önemli bir konuma geldiler. Bu gelişmeler önümüzdeki yıllarda demokrasi güçlerini, göçmenleri ve diğer azınlıkların konumunu olumsuz etkileyecek.

Almanya’da seçim sonuçları gerek SPD’de gerekse CDU’da parti yöneticilerini tartışılır hale getirdi. Bu partiler önümüzdeki aylarda önemli iç çalkantılar yaşayabilir. Doğu eyaletlerinde AfD’nin en büyük parti haline gelmesi göçmenleri zor günlerin beklediğinin belirtisi. Geçmişte Avrupa Parlamentosu seçimleri bağlamında yoğun tartıştığımız Türkiye’nin tam üyeliği konusunu bu defa kimse ağzına bile almadı. Bunda Türkiye’nin AB hedeflerinden ve kriterlerinden uzaklaşması kadar bu siyasi hedefi Türkiye’de AKP’nin  artık gündeminden tümüyle silmesi belirleyici oldu.

Türk sosyal demokratları olarak önümüzdeki dönemde SPD içinde yönetimin ve programın hızla yenilenmesi için çalışmalar yapılması gerektiğini düşünüyoruz. Gerek Berlin’de HDB-Berlin olarak, gerekse Almanya düzeyinde HDF – Sosyaldemokrat Halk Dernekleri Federasyonu olarak Türk sosyal demokratlarının yenilenme taleplerini kamuoyunda ve SPD içinde kararlı bir şekilde savunacağız. Irkçılıkla mücadele platformlarındaki çalışmalarımızı da yine yoğun bir biçimde sürdüreceğiz.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*