BİLİNÇALTINA SAHTE MUTLULUK AŞILANDI

Münir Bağrıaçık / DieGazete.de

Bu yıla girerken bir yandan dünya ticaret savaşları diğer yandan iç savaşlar ve yangına benzin dökenler vardı. Bu arada insan beynini adeta yakan, bilinçaltımızı adeta felç eden sosyal medya ve çarptırılmış gerçekler insanlığı sarıp sarmaladı. Bu arada hayatı adeta zindan eden çevre felaketleri, iklim değişikliği, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, ayrımcılık, açlık ve sefalet gibi yeryüzü gerçekleri vardı.

Yetmezmiş gibi bunca olaya bir de salgın eklendi. Hani aylardır bir türlü görünmeyen ama şu can alan ve toplumsal hafızaları da toprağa gömen Korona hayatın can damarlarını ele geçirdi. Salgınla üretilen gerçekle, yalanın toza dumana karıştığı, komplo teorilerinin havada uçuştuğu bir sürece girildi.

Demem o ki, geçmişten geleceğe bir yolculuk içindeyiz. İnsanlık bir yerlere evriliyor. Bu yıl yaşananları toptan bir yana bırakırsak insanoğlu denen eşrefi mahlukat, bilmem kaç zamandır bindiği dalı kesiyor. Bu süreçte, birileri de sürekli genlerimizin ve bilinçaltımızın kodlarına müdahale ediyor. Daha da açarsak, tabii düşünebiliyorsak, aklımız ve zihnimizle oynanıyor.

Peki binlerce, hatta milyonlarca yıla dayanan dünya ve insanlık serüveni nereden gelip nereye gidiyor. Geliş belki yavaş oldu, ancak gidişat çok hızlı seyrediyor. Sosyal Danışman, Sosyal Pedagog, Hipnoz ve Travma Terapisti ve Bilinçaltı Uzmanı Felicia Filiz Konstantin ile Korona salgını sürecinde bu kez bilinçaltını ve bilinçaltına gönderilen mesajları doğanın tam ortasında konuştuk.

Münir Bağrıaçık: İnsanlığı bir tür kontrol altına alma metodu uygulanıyor kaygısı var. Kontrol için verilen mesajlarda ne gibi metotlar kullanılıyor. Duygusal ve görsel anlamda ne mesajlar veriliyor.

Filiz Felicia Konstantin: Bilinçaltına gönderilen mesajları iki gruba ayıralım. İlk grup dikkat edersek farkına varabileceğimiz mesajlardır. İkinci grup ise subliminal mesajlardır ve bilinç boyutunda fark edilmez. Sadece bilinçaltı boyutunda algılanır. Subliminal mesaj, resim, melodi gibi başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret, ya da semboldür. Bu tür mesajların kullanımı birçok ülkede yasaklanmış olduğu halde, hala bu mesajların kullanıldığını rahatlıkla söyleyebilirim. Bilinçaltına yollanan her iki grup da beynimizi yıkama metodudur. Bu yolla düşüncelerimiz, davranışlarımız, duygularımız hatta inancımız yönlendirilir.

İnsanlara eski çağlardan beri manipülasyon yapılmaktadır, yani bilinçaltlarına mesajlar verilmektedir. Lakin günümüzde iletişim ve medya aracılığıyla daha kolay ve geniş kitleye ulaşılmaktadır. Şu an istisnasız dünyadaki tüm insanlara ulaşılmıştır. Neticede hepimizde TV ve internet var.  Bu mesajları yollayanların amacı ise insanların üzerinde egemenlik kurmak, güç sahibi olmak, istediklerini yaptırmak. Yani insanın özgür iradesini elinden almaktır.

Münir Bağrıaçık: Bu süreçte derin gerçek nedir? Gerçek olandan sanal aleme geçiyoruz. İlişkisel gereksinimler neler olacak? Bunlar nasıl karşılanacak?

Filiz Felicia Konstantin: İnsanın hayatta tutunduğu, bana göre 4 duygu vardır. Mutluluk, sevgi, onay takdir ve inançtır. İnsan bu duygularla beslenir ve hayatı anlam kazanır. İnsanı donduran, esarete alan tek duygu ölüm korkusudur. Bu duygu insanı mantıklı düşünmekten, hareket etmekten men eder. Hatta hayata tutunduğu her şeyden uzaklaştırır, beyni kilitlenir. Yani bilinçli algılama, değerlendirme yetisini tamamen kaybeder.

Sistem bilinçaltımıza, mal ve mülke sahip olursak, üstelik en yenisini alırsak, mutlu olacağımızı imgeledi. Yani bir tür sahte mutluluk bilinçaltına verilen mesajlarla aşılandı. Marka giyinirsek mutlu oluruz. Araba alırsak mutlu oluruz. Ev alırsak mutlu oluruz. Çok paramız olursa mutlu oluruz gibi. Yıllarca bu telkinlerle, bizler beynimize ekilenlere sahip olmak için çok çalıştık. Koşuşturduk. Bu da yetmedi, sahip olmak için çelme taktık. Kazık attık. Aldattık. En nihayetinde başkalarına zarar verdik. Öyle doyumsuz hale getirildik ki, ihtiyacımız olmayan şeyleri de tüketmeye geçtik. Bakın, evinize kaç televizyon var? Ne kadar fazla, lüzumsuz, ihtiyacınız olmayan eşya var? Peki, cep telefonunuz? Bir önceki bozulmadan, en son modeliyle sürekli yeniliyor musunuz?

Aynı zamanda ancak ve ancak kariyer yaparak, yüksek mevki ve mertebe gelerek tasdik ve onay alacağımızı ekti sistem, bilinçaltımıza. Biz kariyer yapmak için ailemizi, çocuklarımızı, dostlarımızı ihmal etmekle kalmadık, o merdivenleri çıkmak için nice hainlikler yaptık, iş sahasında iş arkadaşlarımızın projelerini çaldık. Onları karaladık, haksızlık ettik. Evet, ezerek ve sömürerek, çok çalışarak en yeni arabayı aldık, en yeni telefonu aldık. Ama mutluluk kısa sürdü. Kariyer yaptık, ama onay ve tasdik kısa sürdü. Doğamız gereği kalıcı mutluluk insan için nesnelere sahip olmak değil, bilakis sağlıklı sevgi dolu ilişkilerdedir. Doyurucu onay ve tasdik edilmekte, bilgeliktedir.

Münir Bağrıaçık: İletişim nasıl oluyor? Tüketim, ilgi, sosyalleşme ve mutlulukla bağ nasıl kuruluyor?

Filiz Felicia Konstantin: Sistem insanları mutsuzluklarını uzun zaman sorgulamaya izin vermeden sevgiye yönelik mesajlar ekmeye geçti. Seversen ve sevilirsen mutlu olursun, bunun için güzel olmalısın, manken gibi olmalısın mesajı ekilmeye geçildi bilinçaltımıza. Ve sonsuz diyetler, zayıflama yöntemleri girdi paralelde devreye. İnsan, sağlığıyla oynamaya geçti. Zayıfladı, ama ne sevildi, ne de mutlu oldu. Bu kez zayıflık yetmez, sevgi alabilmek veya sevilmen için seksi olmalısın mesajı daha çok kadına verildi. Estetik ameliyatlar, botokslar zirve yaptı ve kadınlarımız adeta makineden çıkan suni görünümde şimdi. Bedenlerini deforme ederek, sağlıklarını tehlikeye attı. Evet, kadın seksi ve güzel olmalıydı. Erkeğin de cüzdanı dolu! Oturun ve denetleyin, söylediklerimi. Açın magazin dergilerini seksi kadınlar, bakın televizyon reklamlarına, kullanılan figüranları lütfen inceleyin.

Evet, güzellik ve estetiğe rağmen mutluluk kısa sürdü. Milenyumda bizi besleyen inanç telkinleri bilinçaltına verilmeye geçildi. Mutsuzsun, çünkü sen inanmıyorsun. Din asırlardır manipülasyonu insanları yönetmek için kullanılıyordu. Lakin şimdi mutlu olman için dindar olmaya davet vardı. Allah’a inanırsan mutlu olursun. Bir de Ateist tutumlu insanlar vardı. İşte bu kısma da uzak doğu inançları serildi önlerine. Enerjiyle çalışma, Secret, Aura, Numeroloji vs.

Münir Bağrıaçık: Varoluşsal kaygılar nerede duruyor? Örneğin bastırılmış cinsellik veya kadına yönelik mesajlar neler?

Filiz Felicia Konstantin: İlginçtir ki dindar kesime herkesi sev, diğer kesime de kendini sev duygusunun imgelenmiş olması. Burada yanlış anlaşılmak istemem. Doğamız gereği bizim inanca ihtiyacımız var. Benim burada altını çizdiğim sadece gidişatın stratejisi. Evet, inanca sarıldık. Lakin hala mutlu değiliz. Ya da az biraz huzur ve mutluluk yakaladık, lakin bu noktada bizim sorgulamalarımız başladı. Bu ara uzun zamandır bilinçaltına verilen mesajlarla insanların cinselliğe bakışı da, anlayışı da değişime uğradı. 70’li yıllarda güçlü bir şekilde aşılanan yalancı cinsel özgürlük insanları vahşi bir cinsellik anlayışına taşıdı. Kadın cinsel obje, erkek cinsel dürtülerinin kölesi. Ahlaki değerleri yitirmiş, insanlıktan çıkmış birer canavarız. Cinsellik namus kavramına yönelik bilinçaltımıza sistemin verdiği telkinleri ciddiye almalıyız. Sistem verdiği mesajlarla saptırılmış bir anlayış işledi, nasıl mı? Subliminal mesajları incelemeye alın, göreceksiniz. Bu gizli mesajlarda seks ve kuru kafa bilinçaltına kazılmış. Şunun altını çizeyim: Bilinçaltı gün içinde aldığı mesajları kayıt eder. Lakin seks ve ölüm mesajını unutmaz, aktif tutar. Üreme ve ölüm onun için önemlidir. Çocuklarımız çizgi film üzerinden bu mesajlara hala maruz kalmakta. Sadece çizgi film değil, internetteki oyunlarda, eve aldığımız Nintendo’dan tutun diğer bilgisayar oyunlarına kadar içerik, cinselliğe yönelik mesajlarla dolu. Aslında bu başlı başına bir sohbet konusu. Bunu detaylı başka bir zaman konuşabiliriz.

Münir Bağrıaçık: Bu noktada hızlı düşünme nasıl olacak? Bilinçaltımızın etkileşimi nasıl?

Filiz Felicia Konstantin: Biz bilinçaltımıza verilen mesajlarla sistemin isteği doğrultusunda yaşarken, insanoğlu insanlıktan çıktı. Canavarlaştı, doyumsuz bir varlık oldu. Üstelik mutsuz, sevgisiz ve yalnız. Sürekli tüketim ve gereksiz eşya alımıyla çevre kirlendi. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, beslendiğimiz toprak zehirledi. Doğanın dengesiyle oynandı. Küresel ısınmayı kim dikkate alıyor? Hayvanların yaşam alanları yok oldu, nesilleri tükendi. Tohumların genetiği ile oynandı. Kısırlaştırıldı.

Yerleştirilen satelit ve antenlerle tehlikeli elektro manyetik alanın içindeyiz ve hangimiz bunun farkında? Bu elektromanyetik durum 5G ile daha da tehlikeli. Bu ne hikmetse, şu an her yerde ve ülkede sessizce aktif ediliyor. Peki 5G ile sistem neyi hedefliyor, düşünce hızımıza yetişmeyi mi?

Münir Bağrıaçık: Sanki bir şeyler, hatta zamanın dondurulma süreci yaşanıyor gibi. Korku bunun neresinde?

Filiz Felicia Konstantin: İlgimi çeken, sistemin Covid-19 ile birlikte inanılmaz yoğunlukta korku mesajını bilinçaltına verişi. “Covid-19 yok” demiyorum. Kesinlikle bu virüs var. Lakin tehlike boyutu tartışmaya açıktır. İnsanlar koptu, sosyal ilişkiler bitti, insanlar gibi zihinler de karantinaya alındı. Bu süreçte sosyal medyadan bilinçaltları korku mesajlarıyla dolduruldu ve bilinç kilitlendi. Şimdi bilinçaltı mesajlarının devamı sokaklarda verilmekte. Maske bir semboldür. Bilinçaltı her maskede tehlike var bölümünü aktif eder. İnsanların yüzlerinde maskeler, markete girmeden evvel kapılarda maske anketi. Ölüm korkusu sürekli aktif edilmekte. Artık haber dinlemeyen, internete bakmayan zorunlu olarak dışardaki sembollerde bilinçaltı mesajlarına maruz kalmakta.

Münir Bağrıaçık: Koronanın hayatımıza faydası ne oldu? Örneğin evde kaldık. Hayatımızı izole ettik. Belki de insan olmanın erdemini, bir başka deyişle hayata dair önceliklerin neler olduğunu fark ettik. Ne dersin?

Filiz Felicia Konstantin: Sistemin insan beynini yıkamış olmasına rağmen ben Covid-19”u insanlık adına bir şans ve kurtuluş olarak görmekteyim. Neden mi? Karantina döneminde herkes içine döndü. Hayattaki önceliklerini fark etti, değerleri yeniden belirledi, insani özellik ve vasıflarını hatırladı. Hatta buldu. Dışa dönükken, içe dönük oldu. Malın, mülkün önemsiz olduğunu kavradı. Kariyer yapmanın, takdir onay getirmediğini, komşuya bu zor dönemde yardım etmenin o duygusunu tatmin ettiğini gördü. Sevdikleriyle sarılmanın, paylaşmanın mutluluk olduğunu, sevmenin sevilmenin vücudu deforme etmeden geçmediğini, bilakis insani karakter ve vasıfları taşımakla bunun gerçekleştiğini anladı. Evet, insanlıktan çıkmış canavarlardık, karantinada insan olduk ve şimdi bunda kalmalıyız. Bu bizim gücümüz ve bu güç ile sistemin gidişatını değiştirebiliriz. İnsan kalma adına vazgeçmemiz gereken şeyler olacak. Temel ihtiyaçlarımız neler, bunlara odaklanmak bizim bilinçaltımızı temizlemeye geçecek. Duygu bazında temel ihtiyaç mutluluk, sevgi, onaylanmak ve inanmak. Fizik bedenimiz için yemek, su ve giyecek. Ruhumuz ve psikolojimiz için doğaya çıkmak doğada olmak. Yaratılışımız gereği biz sosyal varlıklarız ve asla taş yollar ve duvarlarda yaşamak için yaratılmadık.

Ben Covid-19 ile verilen korkunun hala pozitif yanına bakmaktayım. Şu an düşüncelerimiz dondurulmuş olabilir, lakin duygularımız aktif. Ancak bu şekilde insani özellik ve vasıflarımızın farkına vardık. İşte buna tutunarak yol alacağımıza inanıyorum. Dondurulmuş, durdurulmuş düşüncelere, bu söyleşiyle dokunmayı ve harekete geçirmeyi umut ediyorum.

Münir Bağrıaçık: Peki bunu nasıl aşacak ve insanlık kendini geleceğe nasıl taşıyacak?

Filiz Felicia Konstantin: İnsani özellik ve vasıflarımızın farkına vardık ve bunlara tutunursak, temel ihtiyaçlarımızın dışındaki her şeyi ret edersek insanlığı sağlıklı bir geleceğe taşıma şansımız var. İhtiyacımız olmayan şeyleri alamadığımız durumda daha az tüketim olacak bu da zincir gibi üretimi etkileyecek, az üretim az hava kirliliğidir örneğin. Sistem cebini parayla dolduramayacak.

Bu iletişim araçları için daha da geçerli. Elektromanyetik alanın içinde bozulan sağlığımız bir yana, bu araçlarla yıkanan beynimiz söz konusu. Eğer bize bu yolla ulaşımı durdurur ya da aza indirirsek, sistemin elinden silahı almış oluruz. 5G hızı temel ihtiyaçlarımıza girmiyor.

Münir Bağrıaçık: Son olarak insanlara ve onların bilinç altına yönelik mesajın neler?

Filiz Felicia Konstantin: İnsan olarak kalırsak sistemden daha güçlü olduğumuzu bilmeliyiz. Bu gücümüzü kırmak için sistem bilinçaltımıza verdiği mesajlarla insanların üstüne egemenlik kurabildi. İnsan özünde vicdan sahibi, adil, zarar vermeyen, paylaşan, seven ve koruyan bir sosyal varlıktır. Sistem bizi özümüzden saptırdı, çünkü bu özümüzle bize hükmedemezdi. Covid-19 süresince istisnasız hepimiz özümüzü fark ettik ve şimdi buna tutunmamız gerek. Bilinçaltına verilen mesajlardan da uzak kalmamız şart. Şu ana kadar alınmış mesajların gücünü kırmak da mümkün. Bilinçaltını en iyi temizleyen metot, doğa ve topraktır. Bol bol çıplak ayakla toprağa basın, her fırsatta doğaya çıkın ve ağaçlara, çimenlere dokunun. Temel ihtiyaçlarımız dışında hiçbir şey satın almayın. Elektronik iletişim araçlarından uzak kalın ve 5G’yi ciddiye alarak tepki verin.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*