HALK SANDIKTA VİCDANININ SESİNİ DİNLEDİ

DieGazete.de / Berlin

Yenilenen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimleri öncesinde Millet İttifakı adayı Ekrem İmamoğlu’na gönderdiği mektupla sosyal medyada fenomen olan Muş Kültür ve Yardımlaşma Derneği MUKYAD Başkanı Remzi Özün seçim sonucunu DieGazete.de’ye değerlendirdi. Seçimlerden önce HDP’ye yönelik söylemler ve İmamoğlu’nun mazbatasının YSK kararı ile elinden alınmasını haksızlık olarak nitelendiren Berlinli işadamı ve MUKYAD Başkanı Remzi Özün Kürt kökenli seçmenlerin vicdanının sesini dinlediğini belirtti. Berlin’de topladığı yardımlar ve kendi olanaklarıyla memleketi Muş’ta ilkokul yaptıran, köylere götürdüğü ambulanslar ve çeşitli sosyal faaliyetleriyle de tanınan Remzi Özün görüşlerini şöyle dile getirdi:

“31 Mart 2019’da yapılan mahalli seçimler büyük bir tartışmayı da beraberinde getirdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını CHP adayı Sayın İmamoğlu’nun kazanmasına rağmen, hükümetin baskısı neticesinde YSK hukuksuz bir şekilde seçimlerin bu bölümünü iptal ederek, 23 Haziran 2019 tarihinde Türkiye halkları tekrar sandığa gitti. AKP iktidarının unuttuğu tek şey vardı. O da artık şiddet dilinin bu ülkede halk tarafından kabul görmediğiydi. Ülkenin geldiği noktada halkın tıkandığını ve değişimi arzuladığını İstanbul seçimlerinde ikinci kez ortaya koyarak iradesini Ekrem İmamoğlu’ndan tarafa kullandı. Halk huzurunu, refahını, barışını arıyor. Kavgayı, savaşı, ölümleri değil. Ülkenin birçok sorunu vardır. Siyasi, ekonomik, etnik ve mezhepsel sorunlar noktasında halk uzlaşıcı çözümleri istemektedir. Ülke zor bir süreçten geçiyor ve bu süreci ortak bir şekilde sahiplendi ve anti demokratik adımlara ‘dur’ dedi.

Karadeniz ile Akdeniz ile doğru ve güneydoğusu ile Egelisi ve Anadolu’su ile seçimden önce belirttiğim gibi tek yürek olarak demokrasi ve değişime evet demek için Ekrem İmamoğlu dedi. 6 milyon oy almış Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal bir partisi olan HDP’yi yok sayarak ülkenin yol alamayacağını hep birlikte gördük. Sayın Cumhurbaşkanı gerçekten 2002 ruhunu bu günlere taşımış olsaydı, var olan kadrosuyla şiddet ve çatışmacı bir dili değil de, uzlaşıcı, barışçıl, kucaklayıcı şekilde barış ve kardeşlik projelerini askıya almasaydı, ülke çok ileri bir noktada olacaktı.

Halk 23 Haziran seçimlerinde ayrışmayı değil, bütünleşmeyi isteyerek sandığa gitmiştir. Vicdanının sesini dinleyen halkımızın tercihi demokrasi ve barış olmuştur. Cumhurbaşkanımızdan isteğimiz, tekrar buzdolabındaki barış sürecine hayat vermesidir. Bizim istediğimiz CHP, AKP ve ittifak partileri ortak, akil insanlardan oluşan bir komisyonun kurulmasıdır. Ülke sorunları noktasında çare aramalı ve var olan sorunlara ortak çözümler bulmalıdır. İnanın, ya sorunlarımızı çözüp bir Avrupa ülkesi olacağız, ya da çözümsüzlüğe doğru Suriye, İran, Irak, Mısır olacağız.

İnsanlık suçu işleyen Avrupa, bir birini boğazlayan Avrupa bugün Avrupa Birliğini, Avrupa para birimini ve ortak parlamentolarını kurmuşlar, gelişim sağlıyorlar. Geride bırakılan bir seçim vardır, bu seçimin kazanımı da demokrasi ve barış ve kardeşliktir. Ülkenin yabancısı yok. Hepimiz bu ülkenin gerçekleriyiz, birlikte yaşıyorsak birlikte ortak çözümler bulmalıyız. El ele yürek yüreğe güçlüyüz. Din, dil, ırk ayrımı yapmadan sorunlarımıza yönlenmemiz gerekir. Kürtler bir kez daha 23 Haziran’da şiddet, kavga ve ötekileştirmeye hayır demiştir. Barış demiştir. Kardeşlik demiştir. Bu ülke aynı zamanda benim de demiştir. Bu ülke Kürdüyle, Türküyle güzeldir. Sayın Ekrem İmamoğlu’na tekrar yeni görevinde başarılar dilerim. Bu seçimin kazanımı halkların ortak iradesi, kardeşliği olmuştur. Türkiye kazanmıştır. Biz gurbetçiler, barışın hakim olacağı bir ülke istiyoruz. Kardeşlik istiyoruz.”

İmamoğlu’na mektup

Öte yandan Remzi Özün seçim öncesinde Ekrem İmamoğlu’na gönderdiği mektupta “Kazandık, tekrar kazanacağız” mesajı verdi. “Her şey çok güzel olsun diye Almanya’nın Başkenti Berlin’den gasp edilen emeğimizi ve irademizi sahiplenmek için İstanbul’a geldik. Kazandık, tekrar kazanacağız. Çünkü biz rengarenk halklarız. Söz verdik, ayrımız gayrımız yok. Ötekileştirmiyoruz, aksine bütünleştiriyoruz. Gasp edilen bir hakkı, mazlumu, mağduru sahipleniyoruz. Geçmişte olduğu gibi bugün de haksızlığa karşı yollardayız, sokaklardayız. Dükkan dükkan esnaflardayız. Cami ve Cemevlerindeyiz. Hastaların yanında, taziye evlerindeyiz. Kısacası halkımızın yanındayız.

Benim davam, bizim davamız mazlumun, mağdurun davasıdır. İstanbul, biliyorum sen de esir düşmüşsün. Zalimin bin bir haksızlığına rağmen halen direniyorsun. Biz sana geldik, dünyanın dört bir tarafından emin ve sağlam ellere teslim etmek için. Bak, hiç üzülme, yalnız değilsin İstanbul. Her şey çok güzel olacak” dedik. Öyle de oldu.

Kurtaracağız seni dedik. Karadeniz’i ile Akdeniz’i ile Doğu ve Güneydoğusu ile, Egesi ile Anadolu’su ile el ele yürek yüreğe olduk. Buradayız. Bu Pazar yani 23 Haziran’da özgürsün dedik. Kazanan Türkiye ve Türkiye halkları olacak. Barış kazanacak, kardeşlik kazanacak.

Ben bir Kürt evladıyım. HDP’liyim. Türkiyeliyim. Asla haksızlığa duyarsız kalmadım.  Bir zamanlar İstanbul’da bir mağdur daha vardı. Adı Recep Tayyip Erdoğan’dı. Bizler vicdanımızın sesini dinledik ve sayın Erdoğan’ı da sahiplendik. Bugün mağdur olan ise Sayın Ekrem İmamoğlu. Biz yine vicdanımızın sesine kulak vereceğiz. Sadece İmamoğlu’na değil, demokrasi, halkların kardeşliği, barışa da sahip çıkıyoruz. Halkların ittifakına Almanya’dan selam getirdik. Nerede olursak olalım, biz her zaman İstanbul’dayız.

Bak İstanbul, her şey çok güzel olacak.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*