IŞIKLAR ÜLKESİNE YOLCULUK

Esmeri Alev Ekebaş / DieGAZETE.de / Datça

Işıklar ülkesine giden yolun dünü ve bugününü yazar ve rehber Metin Tüzün ile konuştuk. Dünyanın özel yürüyüş parkurlarından olan “Likya Yolu” hakkında 4 yıllık bir çalışmanın ürünü olan “LİKYA YOLU REHBERİ” isimli bir kitap da yazan Metin Tüzün Işıklar “ülkesi”nin gizemini, tarihçesini DieGAZETE.de okurlarına anlattı. Bu günlerde hayli popüler bir yürüyüş parkuru hakkında sorularımıza içten ve bilgilendirici yanıtlar aldık.

Esmeri Alev Ekebaş: Sayın Metin Tüzün, bize kendinizi anlatır mısınız?

Metin Tüzün: 1976 yılında Ankara’da doğdum. Güzel Sanatlar Resim, Kültürel Miras, Turizm ve Fotoğrafçılık bölümleri mezunuyum. Yaklaşık 20 yıldır ülkemizin somut tarihi ve kültürel mirası ile bu mirasın çevresinde oluşan doğa yürüyüşleri parkurları üzerinde çalışmalar yapmaktayım. Bu bağlamda ekip arkadaşlarımızla birlikte ülkemiz tarihi eserlerini konu edinen 3000 civarında gravür çiziminden yola çıktık. Bu kadim topraklarda var olmuş tarihi yapıları fotoğraflama ve arşivleme çalışmalarımız devam ediyor. Ayrıca “Balkan Tour” bünyesinde “Anatolian Outdoor” markasıyla Türkiye’nin çeşitli yerlerinde “outdoor turizmi” rehberliği ve danışmanlığı yapmaktayım.

Esmeri Alev Ekebaş: Doğaseverler, “Likya Yolu Rehberi” kitabınızı büyük bir ilgiyle karşıladı. Kitap yazma fikri nasıl oluştu? Kitabınızda emeği geçen kişi, kurum ve kuruluşlar kimler ve nelerdir? Bu kitabın serüvenini anlatır mısınız?

Metin Tüzün: Elbette. Ülkemizde yürüttüğümüz kültür tarihi çalışmalarımız arasında haliyle köklü bir uygarlığa sahip Likya Yolu da bulunmaktaydı. 2010 yılında bu yola çıkmamdaki amacım, Likya Yolu’nu ve yol üzerinde bulunan antik yapıları, gravürleri karşılaştırmalı olarak fotoğraflamaktı. Tabii yol, yaklaşık 10 yıl önce bugünkü kadar tanınmış değildi. Bu yolculuk görsel ve tarihi doku konusunda bizlere büyük keyif verse de, yol boyunca o kadar çok zorluk yaşadık ki defalarca yolumuzu kaybettiğimizi hatırlıyorum. Yol ile ilgili yeterli bilgi kaynağının olmaması bize bir fikir verdi. Bu tarihi yolu tanıtmak ve ülkemiz insanlarını bu yola teşvik etmek amacıyla bu deneyimlerimizi ve çalışmalarımızı kullanarak bir rehber internet sitesi kurmaya karar verdik. Ve böylece LikyaYoluRehberi.com sitesi doğdu. Kısa süre içerisinde doğaseverlerden ciddi bir geri dönüş almaya başladık. Ardından da çalışmalarımızı basılı hale getirmeye karar verdik. Bu amaçla tekrar tekrar yollara düştük ve çalışmalarımızı basılı yayın için hazır hale getirdik. Böylelikle “Likya Yolu Rehberi” isimli kitabımız doğdu. Bu arada kitap çalışmaları süresince bize harita konusunda destek veren Harita Genel Komutanlığı’na da sizin aracılığınız ile tekrar teşekkür etmem gerek. Bu süreçte bize çok destek oldular.

Esmeri Alev Ekebaş: Yazdığınız kitapların adlarını öğrenebilir miyiz?

Metin Tüzün: “Likya Yolu Rehberi” kitabı ilk kitabım. Fakat yakın zamanda yeni kitaplar “fırından çıkacak” diyebilirim. Yürüyüş rehberi alanında, ülkemizde bazı il kültür müdürlükleri ile görüşüyoruz. İlgili parkur çalışmalarının bitiminde bu parkurlarla ilgili yeni rehber kitaplar çıkaracağız. Bunun dışında “Gravür Karşılaştırmalı Türkiye’nin Antik Yapıları” isimli fotoğraf kitabı ve üzerinde uzun yıllar çalıştığım, bu kadim topraklardan bir şekilde götürülen, yitirilen, şimdi yerinde olmayan eserlerin izlerini sürdüğümüz “Anadolu’nun Kayıp Gözyaşları” adlı kitaplarımız yakın zamanda bu konulara ilgi duyan okuyucularla buluşacak.

Esmeri Alev Ekebaş: Doğa yürüyüşleri dışında, diğer doğa sporları da ilgi alanınız içerisinde. Bu konuda bilgi verebilir misiniz? Doğa sporlarına nasıl ilgi duymaya başladınız?

Metin Tüzün: Doğa, insanı tamamlayan bir şey, bu ilgi alanından ziyade zaten hep içinde olmamız gereken bir şey diye düşünüyorum. Doğaya yönelmek aslında özümüze dönmektir. Doğa ile zaman geçirmek ve doğayı yaşamak, günümüzde rehabilite olmanın bundan daha güzel bir yolu yoktur bence.

Esmeri Alev Ekebaş: “Likya Yolu” dediğimiz alan hangi bölgeleri kapsıyor ve hangi güzellikleri barındırıyor?

Metin Tüzün: Likya Yolu’na adını veren Likya Uygarlığı, bugün Teke Yarımadası diye adlandırdığımız, Fethiye ile Antalya körfezleri arasındaki Akdeniz’e uzanan yarımada antik coğrafyada hüküm sürmüştür. Antik yazarlara göre, Antalya’nın hemen batısından başlayıp güneybatıya doğru uzanan Beydağları, Akdağ silsilesi ve onların kuzeybatı doğrultusundaki uzantısı, Likya’nın kuzey sınırını oluşturmaktadır. Likya Yolu ise bu uygarlığın kıyı şeridindeki şehirlerini birbirine bağlayan yollar ile oluşturulmuştur. Likya Yolu, bu hat boyunca birbirinden güzel el değmemiş koylar, büyük kızılçam ormanları, ihtişamlı Likya, Roma, Bizans dönemi tarihi yapıları bünyesinde barındırır.

Esmeri Alev Ekebaş: Türkiye’nin ilk en uzun mesafeli yürüyüş parkuru olan Likya Yolu, kaç yılında, kimlerin çalışması sonucu açılmıştır?

Metin Tüzün: Türkiye’nin ilk uzun mesafeli yürüyüş yolu olan Likya Yolu, 535 kilometrelik bir uzunluğa sahiptir. 1992 yılında parkur açma çalışmalarına başlanmış ve Kate Clow’un katkılarıyla 1999 yılında turizme açılmıştır. Yol, Fethiye Hisarönü mevkiinden başlayarak Antalya Geyik Bayırı Köyü’ne kadar uzanır.

Esmeri Alev Ekebaş: Likya Yolu boyunca parkur bilgileri ile beraber parkur haritaları, Likya Uygarlığına ait tarihi bilgiler, doğa yürüyüşleri ile ilgili bilgileri içeren kitabınızdan bize parkurlar, zorluk dereceleri, kullanılan ikonlar ve anlamları hakkında bilgi verir misiniz?

Metin Tüzün: Bu yolu yürümek isteyen doğaseverlerin, her bir parkur ile ilgili daha kolay bilgi sahibi olmaları için rehber kitabın mümkün olduğunca pratik olmasına gayret ettik. Dediğiniz gibi bu parkur için gerekli ortalama süre, ilgili parkurun yükselti bilgileri, parkurun zorluk derecelerini belirten ikonlar kullandık. Okuyucular bu bilgilerin yanı sıra ilgili parkurun, bir müze veya ören yerinden geçtiğini, yol üzerinde bir plajın bulunduğunu, yataklı konaklama imkanının olup olmadığını ve ilgili parkur üzerinde manzara bilgisine de, ikonlar yardımıyla ulaşmalarını sağlamaya çalıştık. Tabii kitaba yansıttığımız tüm bu bilgiler, bizlerin daha önce bu parkurları yürürken yaşadığımız zorlukların, ihtiyaçların yerinde tespiti sonucu oluştu. Bizler de doğaseverlerin Likya Yolu’nda yürüyüş etkinliklerinin daha zengin, kaliteli olması için bu bilgileri görsel ikonlar olarak kitaba yansıttık diyebiliriz.

Esmeri Alev Ekebaş: “Çocuklarımıza doğa kültürü aşılamak hepimizin görevi olmalı. Tedbirler alındığı sürece hafif doğa sporlarını yapmaya çocuklarımızı teşvik etmeliyiz” diyorsunuz, ailelere bu parkurlar için ne önerirsiniz?

Metin Tüzün: Bu soru için ayrıca teşekkür ederim. Ülkemiz doğal parklar, doğal güzellikler bakımından oldukça zengin olmasına rağmen, ne yazık ki ülke olarak çocuklarımıza doğa sevgisi ve kültürü kazandırmak, doğa sporlarına teşvik etmek bakımından hala yeterli seviyede değiliz. Bugünün teknoloji odaklı yaşam kültürü, çocukların doğa ile olan etkileşimini azaltmakta. Doğa çocuklarımızın merak duygularını geliştirir ve keşfetme arzularını ortaya çıkarır. Eğer çocuklar erken yaşlarda doğa ile ilişki kurmaya başlarlarsa, pedagogların deyimiyle doğaya besledikleri saygıyı, sevgiyi asla kaybetmiyorlar ve bu çocuklar doğaya, çevreye, yeşile saygılı ve, duyarlı bireyler oluyorlar. Doğada geçirilen zaman, yürüyüş ve, kamp aktiviteleri, çocuklarımızın geleceklerinde daha çok kıymetleniyor ve hayatının bir parçası oluyor. Konumuz olan Likya Yolu üzerinde çeşitli milletlerden aileleri ile birlikte yaşları 3-12 arası çocuklarıyla yürüyüş ve aktivite yapan yüzlerce aileyle karşılaşmama rağmen, ülkemiz aile ve çocukları bakımından ne yazık ki bu sayı oldukça az.

Esmeri Alev Ekebaş: Likya Uygarlığı, Likya Yolu’nu hangi amaçlarla kullanmıştı?

Metin Tüzün: Tüm uygarlıklarda, ulaşım ve altyapı mecburi bir ihtiyaçtır. Likyalılar da kurmuş oldukları kentler ve yerleşimler arasında yollar inşa etmişlerdir. Bilimsel arkeolojik çalışmalardan biliyoruz ki, bu yollar daha çok ticaret ve taşımacılık amaçlı kullanılmıştır. Bu yol sadece Likya dönemlerinde değil, sonrasında Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyetin ilk dönemlerinde de insanlara hizmet vermiştir. Günümüzde turizm amaçlı kullandığımız Likya Yolu zaman zaman orijinal bir mimari zemin barındırsa da, birçok kısmı depremlerle tahrip olmuştur. Bu patika yollar, modern ulaşım yollarının olmadığı zamanlarda Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde bu bölgede yaşayan Yörükler ve köylüler tarafından uzun yıllar kullanılmıştır.

Esmeri Alev Ekebaş: Starbon’un gözüyle Likya coğrafyasından bahseder misiniz?

Metin Tüzün: Şüphesiz Starbon büyük bir tarihçi, gözlemci ve coğrafyacıydı. Günümüzden yaklaşık 2000 yıl önce o dönemde Küçük Asya olarak anılan tüm Anadolu’nun yanında konumuz olan güney kıyıları Karia, Likya ve Kilikya’dan da bahsetmiştir. O günün koşullarında bölgenin tarihi, nüfus dağılımı, savaşları ve siyaseti hakkında önemli bilgiler vermektedir. Kitabı “Geographika” Likya birliği, Likya bölgesinin işgali ve antik dönemde yapılan anlaşmalar hakkında başucu eserlerdendir diyebiliriz. Sadece Starbon değil, Anadolu hakkında kaynak bilgiler bırakan tarihçi yazar Plinius, Lidyalı Pausanios, tarihçi Heredot, yazar Homeros, bilgin Dioscorides, tarihçi Agathias’ı da anmadan geçmek olmaz.

Esmeri Alev Ekebaş: Dünyada çeşitli turizm dergilerinde, en iyi yürüyüş parkurları listeleri görmekteyiz. Peki Türkiye içinde sizin için en iyi üç yürüyüş parkurunu sayar mısınız?

Metin Tüzün: Türkiye uzun mesafe doğa yürüyüş parkurları bakımından oldukça zengindir. Ülke olarak son 10 yıl içerisinde milli rotalar olarak tescillenmiş inanılmaz güzel yürüyüş parkurlarına sahip olduk. Benim de bazılarına katkı verdiğim Kültür Turizm Bakanlığımızca çalışmaları devam eden parkur açma çalışmaları devam ediyor. Kendine has özellikleriyle her biri ayrı güzellikler barındırmaktadır. Bunların arasında Likya Yolu, Karia Yolu ve Frig Yolu benim için doğal güzellikleri yanında tarihi dokusu nedeniyle ayrı yer tutmaktadır.

Esmeri Alev Ekebaş: Likya Yolu parkurlarının coğrafik yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Metin Tüzün: Likya Yolu parkurlarının geçtiği coğrafik alan, Akdeniz bölgesindeki en dağlık alanları barındıran Teke Yarımadası’ndadır. Bölge zaman zaman kısa düzlükler barındırsa da, ağırlıklı olarak engebeli bir arazi üzerindedir. Yol, deniz seviyesinde parkurlar barındırmakla beraber 1800 metre yükseklikte seyreden parkurlara da sahiptir. Dağlık coğrafi yapısı nedeniyle yaz aylarında bile zaman zaman yağmur geçişleri görülebilmektedir. O bakımından doğaseverlerin bölgede yapacakları etkinliklerde daima yeterli ve ihtiyaca göre ekipman bulundurmaları  tavsiyemdir.

Esmeri Alev Eekebaş: Likya Yolu her mevsim yürünebilir mi? Veya en uygun zaman hangileridir?

Metin Tüzün: Likya Yolu ile ilgili en sık sorulan sorulardan biri genelde bu soru olmuştur. Gerekli güvenlik tedbirleri alındığı sürece bu yol her mevsim yürünebilir. Fakat yürüyüşün kaliteli ve zengin olması için bazı dönemler ön plana çıkmaktadır. Bunlar görsellik, bitkisel çeşitlilik ve yararlanılan imkanlar açısından bakıldığında, ilkbahar ve sonbahar dönemleridir. Tecrübelerle sabittir ki yılın Mart, Nisan, Mayıs, Eylül, Ekim ve Kasım ayları bu yol için en ideal zamanlardır. Doğaseverlerce bana bu soru yöneltildiğinde cevaben, “ilkbaharda yürürseniz çiçekler arasında, sonbaharda yürürseniz meyveler arasında yürürsünüz” diyorum.

Esmeri Alev Ekebaş: Bölgenin sahip olduğu zengin bitki örtüsü ve yaban hayatının zenginliğinden bahseder misiniz? Doğa yürüyüşçüleri bu bölgede nelere dikkat etmelidirler?

Metin Tüzün: Dediğiniz gibi bölge bitki örtüsü bakımında çok çeşitli ve oldukça zengindir. Likya bölgesi büyük bir oranda ormanlık ve fundalıklarla kaplıdır. Doğal şifalı bitkiler, endemik türler ve baharat bakımından da ülkemizin en zengin çeşitliliğine sahip bölgelerinden biridir. Yürüyüş etkinlikleri boyunca birçok baharat türünü görmek ve kokusunu almak mümkündür. Aynı zamanda Likya dağlarında doğal olarak yetişen, bakım, sulama gerektirmeyen zeytin ağaçları yol boyunca doğaseverlerin dikkatini çekecektir. Bölgedeki yaban hayatına gelince, zengin bitki örtüsü doğal olarak zengin bir yaban hayatını da beraberinde getirir. Bu türler arasında yaban domuzu, tilki, sincap, çakal, samur ve yaban geyiği gibi birçok türe ev sahipliği yapar. Genelde doğaseverlerden Likya Yolu’nda yaban hayatından korunma tedbirleri üzerine oldukça fazla soru alıyorum. Yeri gelmişken bu soruyu burada cevaplayalım. Öncelikle bilmeliyiz ki, doğa bu hayvanların yaşam alanıdır. Hiçbir hayvan kendisini tehlikede görmediği sürece insana saldırmaz. Yaban hayvanları sizi sizden önce fark ederler ve oradan uzaklaşırlar. Bazı tedbirler alındığı sürece yürüyüşünüzü güvenli şekilde yapabilirsiniz. Her şeyden önce açık alanda konaklama yapacak iseniz, kamp yerinizi dere yataklarından uzak ve yerleşim yerlerine yakın yerlerden seçmelisiniz. Doğaseverlerin yaz aylarında yanlarında böcek kovucu merhem türlerinden bulundurmalarında tedbir amaçlı fayda vardır.

Esmeri Alev Ekebaş: Bölgede görülmeye değer ören yerlerinin adları nelerdir?

Metin Tüzün: Likya Yolu’nda antik dönemden kalma kimi şehirler günümüze kadar ayakta kalmayı başardığı gibi kimi kentler ise depremlere ve zamana yenik düşmüştür. Likya Yolu ağırlıklı olarak kıyı şeridinden devam ettiğinden dolayı kuzey bölümde ve iç kesimlerde kalan kentler rota dışında kalmıştır. Günümüzde rota üzerinde Ksanthos, Letoon, Phellos, Patara, Myra, Olimpos ve Phaselis gibi görülmeye değer antik kentler bulunmaktadır.

Esmeri Alev Ekebaş: “Işık Ülkesi” Likya Uygarlığı tarihi ile ilgili neler aktarmak istersiniz?

Metin Tüzün: Bu konuda saatlerce sohbet edebiliriz. Kısaca değinmeye çalışalım. Likyalıların geçmişi MÖ 2500-3000 yıllarına kadar uzanmaktadır. Bugün arkeologlar, Elmalı yerleşimindeki buluntular bu tarihlerle ilişkilendirilecek Likya dönemine ait bulgulara ulaşmışlardır. Heredot’a göre, “Korsanlık Yapan Lukkalılar” denen bu kavim, Girit kökenlidir. Kendilerini Termili ülkelerinde Trmnisa diye adlandırılan halka sonradan Yunanlılar tarafından Lykialılar denmiştir. Fakat tarihçilerin bu konuda farklı görüşleri de mevcuttur. Günümüzde Likya şehirlerindeki yapıtlarda Roma ve Bizans izleri de mevcuttur. Likya Uygarlığında kentler, Likya Birliği uygulamasına kadar kendi içlerinde bağımsız hareket ediyorlar. Tarihçi Plinius’a göre bölgede yetmiş ayrı yerleşim kenti bulunmaktaydı. Güvenlik nedeniyle kurulan Likya Birliği sonrası, Patara kentinde Likya Meclisi kurulmuş ve her şehir nüfus yapısına göre mecliste temsil edilmeye başlanmıştır. Bugünkü Avrupa Birliği’ne benzer bir yapıda işleyen yönetimin, dönemine göre oldukça demokratik olduğu kabul edilmektedir.

Esmeri Alev Ekebaş: Tarihte ilk Likya gezginleri kimlerdi?

Metin Tüzün: Bu soruya elimizdeki kaynaklara bakarak cevap verebilmekteyiz. Şüphesiz yazılı kaynaklarda belirtilmeyen çok daha eski gezgin ve kaşifler vardır. Antik dönemde Yunan ve Romalı tarihçiler dışında yakın geçmişimizde bölgede yapılan seyahatler ve keşifler pek azı dışında bilimsel çalışmadan ziyade daha çok arkeolojik eser tespiti üzerine yapılmıştır. Ve ne yazık ki bu keşiflerde Likya bölgesine ait birçok eser yurt dışına götürülmüştür. Kayıtlarda bu bölgeyi ziyaret eden kişiler arasında, Avusturyalı Julius August Schönborn, Hidrograf uzmanı Francis Beaufort, İngiliz mimar ve arkeolog Charles Cockerell, İngiliz topograf William Martin Leake, Doğa bilimci Edward Forbes, Amiral jeolog Thomas B. Spratt, Arkeolog Charles Fellows, Arkeolog Otto Benndorf, Arkeolog Georges Perrot, Mimar Charles Chipiez, Peyzajcı William J.Muller, Antropolog Felix Von Luschan ve Avusturyalı filolog Ernst Kalinka vardır.

Esmeri Alev Ekebaş: Yürüyüş parkurunda hangi ekipmanlar yanımızda olmalıdır? Ekipmanların önemi nedir?

Metin Tüzün: Doğa sporlarında ekipman oldukça önemli bir konudur. Özellikle Likya Yolu gibi uzun yürüyüş parkurlarını barındıran etkinliklerde güvenlik ve sağlık ön planla tutulmalıdır. Aslında “trekking” için dağcılık sporunun başlangıcı diyebiliriz. Bu bakımdan bazı ekipmanlar olmazsa olmazlardandır. Her şeyden önce ayak sağlığı için kullanılacak ayakkabı veya bot, yapılacak etkinliğe uygun olmalıdır. Bunun yanında omurga destekli sırt çantası, denge ve yük dağılımını sağlayan batonlar, yürüyüşe uygun kıyafet seçimleri ve yanımızda asgari gereçlerin bulunacağı ilk yardım çantası ilk akla gelenlerdir. Doğaseverler daha geniş bilgiyi rehber web sitemiz LikyaYoluRehberi.com üzerinden ulaşabilirler.

Esmeri Alev Ekebaş: Doğa yürüyüşleri ile ilgili olarak doğaseverlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Metin Tüzün: Ülkemiz doğa yürüyüşü parkurları bakımından oldukça zengin. Keşfedilecek oldukça fazla yer var. Doğaseverlere tavsiyem şu olabilir: “İyi bir planlama ve rota çalışması ile inanılmaz güzel doğa etkinlikleri yapabilirsiniz.” Doğaya dair hedefleri var ise, ertelemesinler. Güvenlik ve sağlığı ön planda tutarak bir an önce bu muhteşem yolların güzelliklerini yaşasınlar. Bundan 10 yıl kadar önce, Likya Yolu gibi doğa parkurlarında Türk kimliği taşıyan doğaseverlere neredeyse rastlamazdık. Bugün, yapılan tanıtımlarla ve sosyal medyanın gelişmesiyle çok daha iyi bir seviyedeyiz. Doğasever her bir insanımızı ve gençlerimizi bu vesile ile ülkemizin bu eşsiz parkurlarına davet ediyorum.

Esmeri Alev Ekebaş: Likya Yolu’nda sizin en sevdiğiniz parkur etabı hangisidir? Çalışmalarınız ve yürüyüşleriniz sırasında yaşadığınız ilginç olaylar, çevre halkla diyaloglar, keyif aldığınız veya sizi üzen olaylar var mı? Anlatır mısınız?

Metin Tüzün: Bu sorunuza nereden başlayacağımı bilemedim doğrusu. Likya Yolu’nda birçok parkur birbirinden güzel. Fakat bazı parkurlarda yürürken ayrı bir haz alıyorum. Bunlar arasında başlangıç parkuru olan Fethiye ile Kabak Koyu arası parkurlar, muhteşem Ölüdeniz ve yamaç paraşütü manzaraları barındırıyor. Kara Dere ve Kaş arası parkurlar, Letoon ve Ksanthos şehirleri dışında orman içi patikalarındaki renk cümbüşü görülmeye değer. Ayrıca Sarıbelen ve Gökçeören Köyleri arasındaki yayla parkurları da bitki florası bakımından oldukça zengin. Galiba tüm parkurları bana tek tek saydıracaksınız. Likya Yolu çalışmalarım ve yürüyüşlerim sırasında birçok güzel anılarımızda oldu tabii. İlk aklıma geleni anlatmaya çalışayım. Yürüyüşlerim esnasından bir köyden geçerken bir yemek daveti aldım köy evinde. Yemek boyu 1-2 saat kadar sohbet ettik aileyle, bu misafirperverliklerinden dolayı ayrılmak üzere yola koyulduğumda bana “Sizi çok taktir ettik, Türkçeyi ne kadar güzel öğrenmişsiniz” dediklerinde şaşkınlığımı hala unutamamıştım. O zamanlarda bu yolları o kadar az Türk yürüyor olmalıydı ki, bunca sohbete rağmen benim Türk olabileceğimi düşünmemişlerdi. Aslında gülümseyerek anlatıyorum ama birazda traji komik bir durum bu.

Esmeri Alev Ekebaş: Likya Yolu’nun ülkemiz turizmine katkıları nelerdir? Yeterince tanıtımı yapılmış mıdır?

Metin Tüzün: Bu sorunuzu çok önemsiyorum. Üzerinde çok emek verdiğimiz bir konu bu çünkü. Doğa turizmi artık başlı başına bir turizm dalı oldu. Bugün deniz ve şehir turizmine alternatif olarak görülmektedir. Dünyada birçok ülke bu alana ciddi yatırımlar yapıyor. Ülke olarak başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere, il kültür müdürlüklerimiz, Tursab ve Tureb gibi kuruluşlarımızla gerek fuarlarda, gerek görsel ve yazılı basında ülkemizin sahip olduğu doğal güzellikleri tanıtmaya çalışıyoruz. Son 10 yılda ciddi mesafe kaydedildi. Emeği geçen her kuruma her bireye teşekkür ederiz. Likya Yolu uluslararası kimi seyahat sitelerince dünyanın en iyi 10 yürüyüş parkurlarının arasında geçiyor. Fakat ziyaretçi ve yolu yürüyen yerli ve yabancı turist sayısını diğer uluslararası parkurlarla kıyasladığımızda henüz hak ettiği yerde olduğunu söyleyemeyiz. Bunun için daha çok çalışacağız.

Esmeri Alev Ekebaş: Kendiniz Likya Yolu üzerinde ve ülkemizdeki diğer parkurlarda doğa etkinlikleri düzenliyor musunuz? Nerelerde organizasyonlar yapıyorsunuz?

Metin Tüzün: Bize gelen talepler doğrultusunda “Anatolian Outdoor” adı altında etkinlik takvimi yayınlamaktayız. “Doğada Ol” sloganı ile doğaseverlerden gelen taleplere göre Likya Yolu, Karia Yolu, Frig Yolu ve Kaçkarlar gibi ülkemizin çeşitli noktalarında, ayrıca Balkan coğrafyasında başta “Marş Mira” yolu olmak üzere çeşitli parkurlarda doğa etkinlikleri yapmaktayız.

Esmeri Alev Ekebaş: Size ulaşmak, parkurlar hakkında bilgi almak ve kitaplarınızı okumak isteyenlere sosyal medya hesaplarınızı vermek ister misiniz? Likya Yolu ile ilgili fotoğraf, harita ve röportajınızın basın ve medya kuruluşları tarafından sosyal medyada paylaşmalarına izin veriyor musunuz? Eklemek istedikleriniz var mı?

Metin Tüzün: Elbette. Doğaseverlerle her zaman dialog içinde olduk ve olmaya devam ediyoruz. Rehber kitabımda ve rehber web sitemizde iletişim numaralarımızı yayınlıyoruz. Yol ile ilgili bilgiye ihtiyacı olan, danışmanlık almak isteyen, yürüyüş esnasında yardıma ihtiyacı olan her bir doğasever bizimle iletişim kurabilirler. Yardımcı olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Bize rehber web sitemiz LikyaYoluRehberi.com ve AnatolianOutdoor.com üzerinden ve Sosyal medya hesaplarımız üzerinden ulaşabilir ve iletişim kurabilirler. Sosyal medyanın Facebook ve İnstagram platformlarında “Likya Yolu Rehberi” adıyla hesaplarımıza ulaşabilir üye olabilirler.

Esmeri Alev Ekebaş: Zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Yapacağınız çalışmalar ve etkinlikler için şimdiden başarılar dileriz.

Metin Tüzün: Ben teşekkür ederim bu imkanı bizlere sunduğunuz için. DieGAZETE.de okuyucularına ve takipçilerine selamlarımı sunarım

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*