“KORONA”YA FARKLI BAKIŞ

Münir Bağrıaçık / DieGazete.de

Çin’in Wuan kentinde ortaya çıkan ve kısa sürede tüm dünyaya yayılıp 170 ülkede bir milyardan fazla insanın yaşamını etkileyen, Korona virüsün tıbbi tanımı Covid-19 olarak kondu. Bilişim ve iletişim çağında, hatta sınırların anlamını yitirdiği bir dönemde ortaya çıkan ve tüm dünyayı teslim alan bir virüs oldu. İnsanoğlu ve dünya şu bir bilinmeyenle savaşıyor. Küresel salgın ile eski alışkanlıklar geride kaldı. Ekonomik, sosyal ve politik hayat, hatta var olan kuramlar etkilendi. Sosyal Danışman, Sosyal Pedagog, Hipnoz ve Travma Terapisti ve Bilinçaltı Uzmanı Felicia Filiz Konstantin ile Korona virüsü konuştuk. Konstantin’den, Covid-19’un yarattığı korkuyu hafifletmek için öneriler istedik. Biz de modaya uyduk ve telekonferans yoluyla iletişim kurduk ve kendisine yaşanan korku ve panik hallerini sorduk.

Felicia Filiz Konstantin: “Bilinçaltımıza sürekli negatif bilgiler verirsek, ki bunu medya fazlasıyla verdi, panik ve endişe hayatımızın merkezi olur. Böylece bizi günlük hayatımızdan şiddetle koparır. Daha çok sağlıksız eğilimlerimiz olur. Mesela sigara içenler daha çok sigara içer. Çok yemeğe düşkün olan, daha fazla yemek yer. Ya da iştahı olmayan, yemek yemeyi unutur. Bu arada paniğin bağışıklık sistemini yarıya yakın zayıflatan bir etkisi olduğunu biliyoruz. Yani zihnimiz bize inanılmaz oyunlar oynayabilir. Korkuya gelince: Aslında korku çoğu zaman iyidir, insanı çoğu kez hayatta tutar. Buna karşılık panik, her zaman kötü sonuçlar ortaya çıkarır.  Sürekli sıkıldığınızı düşünmek, haberleri takip ederek olası felaket senaryolarına kafa yormak, sosyal medyadaki komplo teorileri ve asılsız haberler ile paranoyada level atlamak yerine zihninizi oyalayacak işler ile meşgul olmayı deneyin. İnsanın boş kaldığı, kendini amaçsız hissettiği anlar ise zihnine en kolay yenildiği anlardır.”

DieGazete.de: Yaşanan süreçte ülkeler arası dayanışma sonunda, insanlar karşılıklı işbirliği içine girdi. İnsani değerler hatırlandı. Diğer yandan psikolojik duvarlar oluştu. Zorunlu izolasyonlar başladı. Üstelik bunu devletler tavsiye değil kural olarak koydu. Örneğin Almanya’da iki kişiden fazla sokağa çıkmak yasaklandı. İnsanlar kendi yalnızlıkları içinde neler yapmalı?

Felicia Filiz Konstantin: “Sistem gereği kendimizden, özümüzden kopmuştuk ve nasıl kendimizle oluruz düşüncesinden uzaklaştık. Tavsiyem, oturup liste yapın. Evinizde kendinizi izole ettiğiniz şu dönemde zamanın keyifli geçebilmesi için bir liste. Çocuklarınız varsa onlarla oyun oynayın. Bu saklambaç, misket yani hareketli oyunlardan tutun, kibrit çöplerinden ev yapmaya kadar olabilir.

Dijital bir sürü fotoğraf vardır bilgisayarınızda, bunları düzenleyip dosyalayın ve ailenizle fotoğraflara bakıp güzel anıları tazeleyin. Özellikle bu güzel anılar bilinçaltınıza çok iyi gelecektir. Bahar geldi, bahar temizliği yapın. Balkonunuz varsa çiçekler alıp ekin. Her gün 20 dakika pencereden dışarıya bakın ve ağaçlara, kuşlara, bulutlara odaklanın. Doğanın uyanışını seyredin. Evde ailece beraber yemek yapın, sofrayı kurun. Kitap okuyun, şarkı söyleyin, şiir yazın, resim yapın. Komik filimler izleyin. Fıkralar anlatın, bol bol kahkaha atın. Bu beynimizde mutluluk hormonunun artarak salgılanmasını sağlar ve bedenimizde hastalık varsa bunun iyileşmesini destekler. “Entspannungstherapie”  rahatlama ve gevşeme tedavisi yapın. Bu sizi korkulardan arındıracak ve beyinde mutluluk salgısını harekete geçirecektir. Piyasada bu konuda Almanca CD’ler var. “PMR, Autogenes Training” olarak satılıyor. Arzu edenler Türkçesini ücret karşılığında benden de temin edebilir. CD ile her gün 2-3 kez çalışmanız hayatınızı kesinlikle pozitif etkileyecek ve 3 gün sonra kendinizde değişimi fark edeceksiniz. Evinizde dünyanızı güzelleştirmek için, zamanınızı keyifle sürdürmek için, aklınıza ne gelirse listeleyin. Bunun dışında Korona Covid-19 krizi bitince yapmak istediklerinizin de listesini hazırlayın ve bu listeye her gün bir kez bakın.”

DieGazete.de: İnsanlar sahip olmaktan mutluluk duyduğu, çalışarak elde ettiklerinden dolayı mutluluğu elde ettiği bir dönem yaşıyordu. Şimdi sanırım paylaşımın yolu açılıyor. Bir yandan kendi yalnızlığına, ya da çekirdek ailesinin içine, veya kabile tarzı yaşama dönüyor. Diğer yandan bu süreci rahatlıkla birlikte ve dayanışmalı atlatacağız diye düşünüyorum. İnsanların “yapamam, zamanım yok” dediği işlerin önemi ortaya çıktı. Hatta insanların eşitlendiğinden söz ediliyor. Salgın ve krizin faydaları da oldu mu?

Felicia Filiz Konstantin: “Daha önce dışarıya odaklıydık, şimdi kendimize dönüyoruz. Bizler günlük hayatımızda kaybolmuş, koşuşturmalar içindeydik. Bu dışarıya odaklı olma halimizde kendimizi, bedenimizi, psikolojimizi unutmuştuk. Oysa şimdi öncelik kendimiz oldu. Bedenimize yoğunlaştık. Sağlığımızı korumak için vitaminler içiyoruz, sağlıklı besleniyoruz. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmek için çaba harcıyoruz. Bedensel ve duygusal ihtiyaçlarımızın farkına vardık ve bunları karşılamaya çalışıyoruz. Paraya, mala mülke tapar olmuştuk. Maddi çıkarlar, manevi ve ahlaki değerlerden ağır basıyordu. Oysa şimdi tüm bu serveti, bir günde  kaybedebileceğimizi anladık. Mal zenginliğinin sağlık zenginliğinin yanında sıfırlandığı deneyimliyoruz. Paranın, malın mülkün bize güven vermediğini ve korumadığını öğreniyoruz.

İnsan ilişkilerinde acımadan birbirimize kazık atar ve satar olmuştuk. Rekabette acımasız çelme takar olmuştuk. Şimdi insan ilişkilerinde bir değişim gerçekleşmekte. İnsanlığımızı hatırlayıp vicdanımızla hareket etmeyi öğrenmeye başladık. Artık sevdiklerimize, önemsediklerimize çıkarımız olduğu için değil, onları gerçekten merak ettiğimiz için yöneliyoruz, arayıp soruyoruz ve onlar için kaygılanıyoruz.  Hatta birlikte yaşamada özlediğimiz şeylere yönelmeliyiz. Dünyada asla ölmeyecekmiş gibi yaşıyorduk. Şimdi ölümü ensemizde hissederken hayatı ertelememek gerektiğinin bilincine ya da farkına vardık. Korona bana göre bir koruma gibi oldu. Ahlaki değerleri, insanlığı hatırlatan ve bunları korumaya yönelten, vicdanımızla hareket etmemizi sağlayan bir virüs. Bizi saf sevgiye, çıkarsız, koşulsuz sevgiye taşıdığının farkında olmalıyız.”

DieGazete.de: İnsanlığın böylesi belirsiz bir ortamda etkilendiği dönemdeyiz. Ancak insanlığın bu tür durumlarda, örneğin veba salgını sonrası Rönesans, İspanyol gribinde modern tıp gibi bilim ortaya çıktı. Demem o ki, büyük salgınlar modern bilimin öneminin ortaya çıktığı süreçler. Bu kabustan uyanmak için de bir aşı için çalışılıyor. Diğer yandan virüsten önce çevre felaketleri, iklim değişiklikleri tartışılıyordu. Bu da yeni bir fırsat mı?

Felicia Filiz Konstantin: “Çok haklısın. Fabrikalardan, araba eksozundan, uçak ve gemilerden çıkan kirli duman ile biz insanların dikkate almadan kirlettiği doğa, Covid-19 sayesinde kendini yeniden temizliğe aldı. İtalya’da Venedik kanallarında balıkların yüzmeye başladığı haberleri geliyor. Covit-19’un ortaya çıktığı Whuan’da halk artık gökyüzünü ve  bulutları görüyor. Temiz havayı soluyor. Bizim kirlettiğimiz doğa, ondan çaldığımızı yeniden geri alıyor diyebiliriz.”

1 Comment

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*