TDU’YA ANLAMLI ZİYARET

Münir Bağrıaçık / DieGazete.de 

Türkiye’nin 30 ayrı ilinden Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK) üyesi 42 gazeteci Türk Alman İşverenler Birliği TDU’yu ziyaret etti. Ziyaret sırasında Türkiye ve Almanya ilişkilerinde medyanın rolü ve Türkiye’de gazetecilik ile ilgili konular ele alındı. KGK Genel Başkanı Mehmet Ali Dim, TD-IHK Yönetim Kurulu Üyesi ve TDU eski başkanı Bahattin Kaya ve Hürriyet Gazetesi köşe yazarı Ahmet Külahçı konuşmacı olarak katıldı.

Türk Alman İşverenler Birliği TDU Başkanı Remzi Kaplan konuklara yaptığı selamlama konuşmasında, TDU’nun kuruluşu ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. TDU başkanı Kaplan, Almanya’daki Türk işletmelerinin Alman ekonomisine katkılarını anlattığı konuşmasında “Almanya’da Türk kökenli işletme sayısı 80 bine dayanmış olup ve bu işletmelerde 500 binden fazla istihdam sağlanmaktadır. Yıllık 45 milyar Euro ciro yapılmasının yanı sıra siyaset, sosyal ve kültürel alanda da söz sahibiyiz” dedi.

İki ülke ilişkileri bizi etkiliyor

Toplantıyı yöneten TD-IHK Yönetim Kurulu Üyesi ve TDU eski başkanlardan Bahattin Kaya da, Türklerin Almanya ve AB ile Türkiye’nin ilişkilerinden çok derin etkilendiğini dile getirdi. Bahattin Kaya, şunları söyledi; “Bu nedenle medyanın gereken hassasiyeti göstermesi, gerçekleri yazması ve ilişkilerin düzelmesi yolunda, sağduyulu bir yaklaşımla uğraş vermesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye’nin Avrupa Birliği ilişkilerine de baktığımızda AB ile 57 yıldır inişli çıkışlı, zaman zaman gerilimli bir ilişki yaşanıyor. Buna rağmen Türkiye’nin dış ticaretinin yaklaşık yarısı AB ülkeleriyle. Hem ticari, hem siyasi olarak Türkiye’nin yerinin Avrupa Birliği olduğuna inanıyorum. Biz TD-IHK olarak Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki yaşanan gerilimi azaltma, ilişkileri canlı tutma ve yatırımları büyütme çabasındayız. Böylesinin iki tarafın da çıkarına olduğunu düşünüyoruz.”

Derin ilişkiler var

Küresel Gazeteciler Konseyi genel Başkanı Mehmet Ali Dim konuşmasında Türk Alman ilişkilerinin tarihe dayanan derin bir ilişki olduğunu, buna ek olarak ülkede yaşayan 4 milyon Türk olması nedeniyle özel olduğuna dikkat çekti. KGK Başkanı Mehmet Ali Dim, “İki ülke ilişkileri zaman zaman iniş çıkış ve sorun yaşasa da gelişmeye devam ediyor. Özellikle Avrupa Birliği sürecinde ciddi anlaşmazlıklar yaşandığını biliyoruz. Ama Almanya hiçbir zaman Türkiye’yi göz ardı etmedi, bu gerçeği de unutmamak lazım. Almanya Türkiye’nin önceliklerini, önem verdiği konuları asla yok saymadı. Son Suriye operasyonu ve Bahar Kalkanı harekatında Başbakan Merkel’in iyimser ve Türkiye lehine yorumlanabilecek mesajları bizim içimizi ferahlattı” şeklinde konuştu. Alman kamuoyunda ön yargıların varlığının herkes tarafından bilindiğini de belirten KGK başkanı Dim, Hanau’da yaşanan ırkçı saldırıyı da kınadığını söyledi. Dim, iki ülke arasında yaşanan sorunların ve önyargıların diyalogla çözüleceğine inandığını, bu amaçla Almanya’ya gelip iki toplum arasında bir sıcaklık, bir sempati oluşturabilmeyi ve iki ülkenin medyası olarak işbirliğini artırmayı hedeflediklerini de dile getirdi.

Alman medyası ön yargılı

Türkiye’nin dışında görev yapan gazeteciler arasında en deneyimli isimlerden birisi olan, uzun yıllar Bonn ve Berlin temsilciliği görevinde bulunan Hürriyet gazetesi köşe yazarı Ahmet Külahçı da Alman toplumunun kafasında bir Türk imajının oluşmasında Alman medyasının önemine dikkat çekti. Türklerin Almanya’ya geldiği ilk günden bu yana Alman medyasında Türkler ve Türkiye hakkında yapılan haberlerin genelde olumsuz olduğunun altını çizen Ahmet Külahçı, konuyla ilgili üniversitelerin yaptığı bilimsel araştırmalardan da örnekler verdi. Külahçı şöyle devam etti; “Göçün ilk yıllarında adam dövme, kız kaçırma, kıskançlık gibi sansasyonel haberlerden oluşurken, 1980 yılındaki İran İslam Devrimi ve 2001 yılında Amerika’da ikiz kulelere yapılan saldırı ile Müslüman olduğumuzu da keşfettiler. Böylece haberlere bir de Müslümanlık unsuru eklendi. Bugün bu çok ileri boyutlara ulaştı. Örneğin Leipzig Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre Almanların yüzde 80’ni Müslümanlardan dolayı kendi ülkesinde kendini yabancı hissettiği açıklandı. Bunu anlamak mümkün değil. Bu araştırma sonucunu geçtiğimiz günlerde Şansölye Merkel’e sordum. O da kendisinin öyle bir duyguya kapılmadığını söyledi. Hanau saldırısında ilk ne hissettiğini sorduğumda da sadece korkunç derken, çok ama çok duygulandığını gördüm.”

Türkiye’nin yıllardır Avrupa Birliği kapılarında bekletildiğine de değinen Ahmet Külahçı sözlerini şöyle sürdürdü: “Yıllar önce Helmut Kohl ben Türklerle masaya oturmam demişti. O sırada Ben Almanya Yabancı Gazeteciler Derneği Başkanıydım. Bizim ev sahibi olduğumuz bir toplantıya davetliydi. Orada son sözü ben aldım ve “Sayın Şansölye böyle demiştiniz ama bugün bir Türk ile aynı masada oturuyorsunuz” dedim. Aynı Kohl daha sonra bir Türk olan gelini ile her gün olmasa da yemek masasında oturdu. Asıl sorun politikacıların tutumunda. O nedenle bu örneği verdim. Ayrıca son Hanau saldırısında AFD’nin söylemleri… Aynı AFD, Sosyal Demokrat Partili eski uyumdan sorumlu devlet bakanı Aydan Özoğuz ile ilgili ‘Biz onu Tanrı’nın izniyle imha edeceğiz’ diyebiliyor. Ama hiçbir medya organı ve politikacıdan tepki gelmedi.” Külahçı bir soru üzerine Almanya’da medyanın tepeden yönetildiğine inanmadığını, herkesi özgürce eleştirebildiğini ancak siyasilerin ve medyanın daha dikkatli bir dil kullanmaları gerektiğini de sözlerine ekledi.

Toplantıda konuşan Dim ve Külahçı, Türkiye’den gelen ve Berlin’de görev yapan gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Bir soru üzerine KGK Başkanı Dim kendilerinin bir dernek statüsünde olmadıklarını, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile kurulduklarını belirtti. Dim kuruluş amaçlarının gazetecilik sektörünü yurtdışında temsil etmek, lobi faaliyetlerinde bulunmak, devletin yapamadıklarını tamamlamak olarak aktardı.

Türkiye’de gazetecilik yapmanın zorluğunu ve kendilerinin bunu nasıl yaşadığına ilişkin soruya da KGK Başkanı Dim şu yanıtı verdi: “Gazeteciler olarak evrensel kurallar içinde doğru bilgiye ulaşmak, doğru bilgiyi kamuoyuyla paylaşmak bizim için tabii ki çok önemli. Ancak her bilginin kamuoyuyla paylaşılması, ya da her doğrunun ifade edilmesi bazen çok ciddi sakıncalar doğurabiliyor. Dolayısıyla üzerinde yaşadığınız ülkenize ihanet etmiş oluyorsunuz. Ben genelde şu felsefeyi edinmişimdir. Her doğru yazılmaz ama, her yazdığınız da doğru olmak zorunda” şeklinde yanıtladı. Bir başka Berlinli gazeteci Alman medya mensuplarının kendilerine gazeteciliği özgürce yapabilmeleri yönünde bir soru sorsa nasıl cevap verdiklerini sordu. KGK Başkanı Dim de şu karşılığı verdi; “Türkiye zor bir coğrafyada bulunuyor. Komşularımız keşke Almanya’nın komşuları gibi olsa. Ülkemiz dört bir yandan kuşatma altında. Böylesi zorlu bir coğrafyada elbette objektif gazetecilik yapmak zor. Ama bir gerçeği unutmamak gerekiyor. Bu ülke bizim ülkemiz. Bu ülkeye karşı sorumluluklarımız var. Ülkemizin menfaatlerine zarar vereceksek gazeteciliğin ne anlamı kalır. Bu nedenle biz kendi süzgecimizden geçirmeden haberleri olduğu gibi yayınlamanın ülke menfaatine olduğunu düşünmüyoruz. Bu bakımdan bizlerin bakış açısı daha farklı olabiliyor.”

Ziyaret sırasında Suriye ve İdlib’den kısa süre önce Türkiye’ye dönen Haber Türk Suriye muhabiri Veysi İpek de bölgede yaşanan son durum hakkında bilgi verdi. Toplantının sonunda TDU Başkanı Remzi Kaplan, KGK Başkanı Mehmet Ali Dim’e günün anısına Berlin ayısı heykelciği, Dim de Kaplan’a bir plaket verdi. KGK üyesi 42 gazeteci Berlin’deki çeşitli temasların ardından Irkçı katliamın yaşandığı Hanau’ya gitti.

Fotoğraflar: Münir Bağrıaçık, Hüseyin İşlek, Sadık Karslı ve AYPA

 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*