YANMAYA VE TÜTMEYE DEVAM

Münir Bağrıaçık / DieGazete.de

Hayatı bir göç hikayesi olan Fuat Doğan’ın ilk şiir kitabı “Aya Güne Gölgeye” Cevahir Yayınları’ndan çıktı. Halk şiiri ve serbest şiir düzeninde şiirleri olan Fuat Doğan çeşitli yarışmalarda elde ettiği ödüllerin ardından ilk kitabını şiir severlerin beğenisine sundu. Gümüşhane’nin Kelkit ilçesinin Karacaören köyünde 1965 yılında doğan Fuat Doğan’ın hayatı 70’li yılların başında ilk göçle değişir. Erzincan’da ilk ve ortaokul yıllarının ardından 80’lerin başında bir göç daha yaşanır. Ama bu kez lise ve üniversite için kendi deyimiyle ‘Şair ve şiir kenti’ İstanbul’adır yolculuk. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya bölümünde kendi hayat hikayesinin dili olan şiirle tanışır. Yine kendi deyimiyle şehirlerin şehri İstanbul ile birlikte, kendi içindeki ya da hamurundaki şiir damarını keşfeder.

Çocukluğunda dinlediği halk şiiri, koşma, deyiş, nefes ve türkülerle büyüyen Fuat Doğan, İstanbul ve fakülte yılarında “İkinci Yeni”den çok etkilenir. “Hayatı boyunca herhangi bir izm’e takılmadım. Ama yanı başımda İkinci Yeni. Nazım Hikmet ve dönemin önemli şairleri vardı. Okudum. Okudum. Sonra şiir damarım beni dürttü. Yazdım. Yazmaya da devam ediyorum. Karşınızdaki susayan insanı doyuracak suyunuz olmalı. Ben de bunu şiirle yapıyorum. Hayatım boyunca herhangi bir izm’e takılmadım. Ama etkilendiğim şairler oldu. Kitabımın ön sözünde de yazdığım gibi, büyük ozanların var olup yaşayıp ve göçtüğü bu topraklarda, onların ayak izlerinin değdiği bir yer edinebilirsek ne mutlu bize. Rahmetli Neşet Ertaş’ın da dediği gibi ‘Kaynağımız aşktır bizim, insan insanı sever. Aşka aşılanır.’

İstanbul’da eşiyle tanışıp bir hafta içinde evlenmeye karar verdiğini belirten Fuat Doğan için göç 1991 yılında bu kez de Berlin için gerçek olur. Burada doğduğu ve doyduğu toprakları kendi dilince kıyaslama ve karşılaştırıp anlatma uğraşısının içine girmiş. Sazla sözle anlatım da etkilemiş. Batının senfonik dili de şiirine yansımış. Batı ve doğu sentezi diyor buna Fuat. Örnek de veriyor; “Ayrılmak biz de kopmadır. Birçok şeyi terk etmedir. Batıda, ya da içinde bulunduğumuz toplumda ise birçok yolun kapısını açmaktır. Bizde duygu, batıda akıl ve gerçek ön plandadır.”

İşte tam da bu noktada günümüz mapusluk şiirlerinin usta ismi Nevzat Çelik onu ve kitapta yer alan şiirlerini çok etkilemiş. Fuat Doğan şairlerin kendisini nasıl sarıp sarmaladığını şöyle anlatıyor: “Nevzat Çelik’in birçok şiiri hapishanede yazılmıştı. Mapus damından dışarı taşan bu çığlık beni derinden sarstı. Türk edebiyatında veya şiirinden hapishaneyi çıkarırsan tenhalaşır. Issızlaşır. Yangın orada var. Onlar, sanatı toplum için var kılan insanlar. Yandığımız yerden duman çıkarken, bana bir başka yol gösteren de Mehmet Ali Telek idi. İkisine de şükran borçluyum.”

Bir gün Nevzat Çelik’in karşısına çıkar ve şiir diliyle, şiir konuşurlar. Şiirlerini gösterir. Ünlü şairin köklerinden beslenerek halk şiirine yönelmesini öneren düşünceye saygı duymuş ve Aya Güne Gölgeye kitabında ağırlıklı olarak bu tarz şiirlerine yer vermiş. Doğan bu konuda da “Söz kültüründen geliyoruz. Geleneksel yapımızda söz kültürü var. Zira biz koşmalar, nefesler, türkülerle büyüdük. Elbette şartlanmış duygu düşünce ve yaşadıklarımla ilgili bir kabulleniş, bu öneri ile birleşti. Bir yılım sarhoş ve divane gibi geçti. Düşündüm. Ardından da geleneksel tarza dönüş yaptım” şeklinde görüş belirtiyor.

Kitabında beni en çok etkileyen şiir diyorum. Bana anında “Ayrılık konçertosu mu” diye soruyor. Ve devam ediyor; “Kitabımda geleneksel halk şiirinin dışında da şiirlerim var. O da benim hayatımın kesitleridir. Orada yanıyorum, ya da o şiirlerde tütüyorum.” Şair Fuat Doğan Aya Güne Gölgeye kitabını DieGazete.de ve bana imzaladıktan sonra “Yanmaya ve tütmeye devam etmesini” dileyip onu şiirleriyle baş başa bırakıyorum.

 

 

1 Comment

  1. Emeği geçen tüm dost ve canlara eyvallah,iyiki varsınız
    iyiki şiir ve kitaplara sahip çıkıyorsunuz.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*