ZEYNEP HALVAŞİ VE SEVDALIM HAYAT

Esmeri Alev Ekebaş / DieGazete.de / Datça

Zülfü Livaneli’nin “Sevdalım Hayat” yaz konserlerinin solistlerinden İstanbul Devlet Opera ve Balesi sanatçısı Zeynep Halvaşi ile görüştük. Türkiye turnesinde İstanbul Harbiye, Kuşadası, Çeşme, Bodrum ve annesi Nazmiye Halvaşi’nin yaşadığı Datça’daki konseri ile müzikseverlerle buluşan Zeynep Halvaşi DieGazete.de’nin sorularına samimi yanıtlar verdi. Görkemli konser öncesinde Datça sahilinde gerçekleştirdiğimiz keyifli söyleşimizde hayat, sanat, kadın, projeler, türküler, güzellik, ve mutluluğu konuştuk.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: İstanbul Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nde koro sanatçısı olarak görevinize devam etmektesiniz. Güzel ve güçlü sesli sanatçı olarak biliniyorsunuz. Bize kendinizden bahseder misiniz?

ZEYNEP HALVAŞİ: Artvin’de doğdum. İlkokul, ortaokul eğitimim bittikten sonra Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi’nin keman bölümünü kazandım. 1992 yılıydı. Keman bölümünden mezun olduktan sonra, aynı yıl (1996) Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Opera Şan Bölümünü kazandım. Müzik eğitimimin devam ettiği dönemde 3. sınıf öğrencisiyken, Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü’nün açtığı sınavla önce sözleşmeli, sonrasında kadrolu sanatçı olarak çalışmaya başladım. 2000 yılından bu yana Devlet Opera ve Balesi sanatçısıyım ve son 5 yıldır İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde görevime devam ediyorum.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: Nijerya’da recm cezasına çarptırılan Emine Lawal’ın cezasının affedilmesi ve Türkiye’de kadına karşı şiddete dikkat çekmek için “Asya’dan Avrupa’ya Emine Lawal için yaşam yürüyüşü” gerçekleştiren Nazmiye Halvaşi’nin kızısınız. Kadınların kendi ayakları üzerinde durması gerektiğini savunan bir anneniz var. Datça’da “Nazmiye hanımın kızı” olarak biliniyorsunuz. Annenizin sizin yaşam tablonuza vurduğu fırça darbelerini anlatır mısınız?

ZEYNEP HALVAŞİ: Annem benim hayatımda, bilhassa sanatsal anlamda çizdiğim yoldaki en büyük destekçim. Eğitimim süresince ve sonrasında oluşturmaya çalıştığım kariyerimin her noktada koşulsuz arkamda bulundu. Annemin desteği her şeyden önce çok güçlü olduğumu ve hiçbir koşulda yalnız olmadığımı hissettirdi.   Annem ve tabii tüm ailem. Sanırım benim hayatımda sadece bir anne değil, bana en yakın dost, güçlü bir rol model ve en büyük destekçi. Ona olan teşekkürümü, minnetimi nasıl dile getirebilirim bilmiyorum. Zira o duygu sonsuz.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: Yazar ve besteci Zülfü Livaneli, orkestra şefi Rengim Gökmen, solist (bas) Teyfik Rodos ve (soprano) Görkem Ezgi Yıldırım ile İstanbul’dan başlayan bir turne programında, (alto) Zeynep Halvaşi olarak nasıl yer aldınız? Yollarınız ne zaman kesişti?

ZEYNEP HALVAŞİ: Devlet Opera ve Balesi ile başlayan profesyonel meslek yaşamı,  Tevfik Rodos ile tanışıklığı ve dostluğu da beraberinde getirdi, geliştirdi. Tevfik Rodos’un benimle ilgili sanatsal olarak neler yaptığım ve yıllardır gerçekleştirdiğim senfonik türkülerle ilgili bir izlenimi vardı. Livaneli ile “Sevdalım Hayat Şarkılar ve Öyküler” projesi Tevfik Rodos’un büyük çabası, emeğiyle oluşmuş ve bence son yılların en önemli konser ve sözlü tarih projesi ve tabii orkestra şefimiz Rengim Gökmen’in de büyük katkısı var. Bu kadro oluştuktan sonra ortak bir kararla davet edildim ve ben de bu projenin içinde büyük onur duyarak, mutlulukla yer aldım.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: Sevdalım Hayat anlatımlı konserde, 48 kişilik Livaneli Filarmoni Orkestrası ile birlikte sahnede olmak nasıl bir duygu? Anılarla müzik ve ülkemizin yakın tarihine dokunuşlar. Müzikalite ve görsel açıdan ilginç ve çarpıcı olan bu projede yer almak sizde heyecan yarattı mı?

ZEYNEP HALVAŞİ: Sevdalım Hayat projesi, 48-50 kişilik Livaneli Filarmoni Orkestrası ile birlikte yaptığımız bir proje. Birbirinden yetenekli genç sanatçıların, arkadaşlarımın, meslektaşlarımın oluşturduğu bir orkestra. Muhteşem bir performansları var. Bence her şeyden önemlisi, buna sadece bir konser projesi olarak bakmamaları. Sayın Zülfü Livaneli’nin müzikleri, şarkıları birkaç kuşağın, bizim annelerimizin de, benden daha genç arkadaşlarımın da ezbere bildiği, Türkiye tarihine kilometre taşı olmuş şarkılar. Bu şarkıları seslendirmek, maestro Zülfü Livaneli ile aynı sahnede olmak büyük onur. Benim açımdan her konser, her prova, hayata ve müziğe dair ders gibi. Zülfü Livaneli’nin anlattığı yakın siyasi tarihimiz ve kendi anıları, şarkıların oluşum hikayeleri inanılmaz keyifle, heyecanla dinlediğim anılar. Sevdalım Hayat projesinde olmanın her birimiz için çok onur verici olduğunu ve hepimize çok büyük bir tecrübe kazandırdığını düşünüyorum.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: Zülfü Livaneli parçaları söylemek ve bir tarihi müzikle anlatmak. İzleyicilerden turne boyunca nasıl geri dönüşler aldınız?

ZEYNEP HALVAŞİ: Yoğun bir turne programı başladı ve önümüzdeki aylarda da devam edecek. İstanbul Harbiye Açıkhava’da Sevdalım Hayat projesinin açılışını yaptık. Sonrasında Bodrum, Çeşme, Ayvalık, Kuşadası ve Datça konserlerimiz gerçekleşti. Turneler inanılmaz heyecanlı ve keyifli geçiyor. Binlerce insan sizinle birlikte o şarkıları tek bir ağızdan söylüyor. Muhteşem korolar oluşturdu seyirciler.  Bu sadece Livaneli şarkılarına özlemle tanımlanabilecek bir şey değil, sanırım ben dahil hepimiz Zülfü Livaneli’yi sahnede görmeyi, dinlemeyi, izlemeyi çok özledik. Ve tabii konserlere dair geri dönüşlerde aynı oranda şahane oluyor. Sanırım bundan sonraki konserlerimiz de, aynı şekilde devam edecek. Büyük korolarla gerçekten muhteşem konserler yapıyoruz.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: Türkülerle ilişkiniz nasıl başladı?

ZEYNEP HALVAŞİ: Bizi anlatıyor türküler, bize aitler. Ve tüm farklılıklarının, tüm zenginliklerin harmanlandığı sanatsal, toplumsal bir yapı. Profesyonel meslek yaşamına girdikten sonra aldığım eğitimle bu türküleri harmanlamak, doğuyla batı sentezini bir araya getirmek istedim. Yerelden ulusala, ulusaldan evrensele prensibi ile birtakım projeleri hayata geçirmek için pek çok çalışma yaptım. Bu çalışmalardan ilkine Devlet Opera ve Balesi’nin orkestra şefi çok sevgili hocam Maestro Bujor Hoinic, Troya operasının bestecisi, orkestra şefi Bujor Hoinic ile başladık. Karadeniz Rapsodi, Harput Senfoni, Anadolu Rapsodi ve birçok benzeri konserler. Bilinen, çok sevdiğimiz türkülerimizi senfonik orkestralarla yorumladık. Çok güzel geri dönüşler aldık. Bu sayede çok sesli müziği ve türküleri seyircimiz ile buluşturma şansımız oldu. Bildikleri bir melodiyi onlara farklı bir şekilde ama özünü bozmadan sunma şansımız oldu.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: İlyada Destanı’nı konu alan “Troya” epik operası, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nce sahnelenen temsil muhteşem yankılar buldu. Bolşoy ve opera bize bu iki kelimenin sizde yarattığı duygu fırtınasını tanımlayabilir misiniz?

ZEYNEP HALVAŞİ: Hem meslek hayatımda, hem öğrencilik hayatımda pek çok eserle, konserle hem yurt içi, hem yurt dışında bulundum. Her biri birbirinden kıymetli, çok özel konserler, temsillerdi bunlar. Fakat bu yıl dünyanın en önemli opera evlerinden biri olan Bolşoy Tiyatrosu’nda, Devlet Opera ve Balesi’nin büyük bir prodüksiyonu olan Troya Operası’nı sahnelendi. O temsilde de ben Truvalı kadını canlandırdım. Hektor’un ölümünün ardından bir ağıt yakan Troyalı kadın. Bolşoy sahnesi herhalde bir sanatçının meslek hayatında başına gelebilecek en önemli sahnelerden, en önemli tecrübelerden biri. Hayatımda bu kadar heyecanlandığım bir anı hatırlamıyorum. Çok özeldi, çok kıymetliydi. Mesleki olarak oldukça önemli ve bilhassa tarihi bir tecrübeydi. Bolşoy Sahnesi’ni yaşamak, havasını koklamak, benim hayatımda unutamayacağım en önemli anlardan biridir.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: Şarkı söyledikçe mutlu olduğunuzu belirtmişsiniz. Mutluluk nedir?

ZEYNEP HALVAŞİ: Mutluluğun tanımı, kişiden kişiye değişebilir diye düşünüyorum ama çok temelde olan bir değer var, belki çok klişe olabilir ama sağlık. Sağlıktan daha öte bir kazanım ya da mutluluk olduğunu düşünmüyorum. Ben Zeynep Halvaşi olarak şarkı söyledikçe, bu hayatta bir şeyler yaptığımı, hayatıma bir şeyler kattığımı, var olduğumu hissediyorum. Sahne çok büyük bir mabet. Çok saygı duyuyorum. Benim için çok hayati ve en önemli beslenme kanalım. Şarkı söylediğim zaman kendimle olan savaşımda az ya da çok bir kazanım elde ettiğimi düşünüyorum. Acımı yaşadığımı, mutluluğumu yaşadığımı hissediyorum. Dolayısıyla nefes almak kadar kıymetli benim için.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ: Turne kapsamında Datça’dasınız. Datça sizin için ne ifade ediyor?

ZEYNEP HALVAŞİ: Datça, belki ilk duyulduğu anda bir tatil beldesi, şahane denizi, muhteşem güneşi, olağanüstü tarihi ile ilgili bir yer denilebilir ama Datça benim için ev demek. Çünkü ailem burada yaşıyor. Datça’ya geldiğim zaman, anne evime gelmiş oluyorum. Kıymeti, sevgisi, dinginliğin verdiği huzur çok başka. Vakit geçirmekten çok keyif aldığım bir yer. Herşeyden önce ev demek Datça.

ESMERİ ALEV EKEBAŞ:  Bundan sonraki projeleriniz nelerdir? Eklemek istediğiniz konular var mı?

ZEYNEP HALVAŞİ: Bundan sonra bir albüm projem var. Türküler ağırlıklı bir albüm olacak. Keyifli bir albüm olacağını umuyorum. Önümüzdeki sezon pek çok heyecan bir arada olacak. Sevdalım Hayat konserleri de devam ediyor. İçinde olmaktan, altını çizerek söylüyorum, gurur duyduğum, onur duyduğum hayran olduğum bir projede, hayran olduğum bir sanatçı ile aynı sahnede olmanın mutluluğunu yaşıyorum. “Teşekkürler hayat” diyorum.

Zeynep Halvaşi ile sohbet çok keyifliydi. Başarıları daim olsun.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*