GONCA YAŞIYOR. YONCA ÖLDÜ.

Gonca Bilgiç / DieGazete.de / Venedik

Benim adım Gonca. Ben yaşıyorum. Fakat Yonca öldü. Yonca Tatarka da diğer kadınlar gibi boşandığı kocası tarafından bu sefer Balıkesir’de katledildi. Aynı zamanda İtalya’da da Emanuela Urso’nun ayrılmak istediği kocası tarafından Torino’da yaşamına son verildi.

Kadınların gücü – 80×60 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Bundan dört sene önce arabada radyo dinlemeye başladım. Ve her gün kadın cinayeti gündemdeydi. Meğer buralarda da kadına bakış aynıymış. Zira her iki günde bir kadın öldürülüyordu. Ve hakikaten dünyanın neresinde olursak olalım kadın cinayetleri, inanın her gün gündemdeydi. Ben de bu aklımla zannediyorum ki, yalnız Türkiye’de veya gelişmemiş ülkelerde kadınları katlediyorlar.

İtalya’ya geldiğimde ön yargılarımın olduğunu, ne kadar yanlış bilgilere sahip olduğumu, maalesef ben de böylece anlamış oldum. Başım dönmeye başladı. Anlamakta biraz zorluk çekmeye başladım. Hani cehalet ile ilgiliydi? Hani yalnız geri kalmış ülkelerde, bu gibi durumlar oluyordu? Ezberim bozulmaya başladı. İtalya bu. Avrupa’nın göbeği burası. Sanatın, modanın ve sinemanın doğum yeriydi İtalya. Nasıl olur da böyle gelişmiş bir dünya merkezinde bu derece kadınları hırpalıyorlardı. Kadının duyguları, zarafeti, kimliği, kişiliği yok sayılıyor, bedeni gibi ruhu da örseleniyordu.

Çılgınlık – 80×60 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Bu konu hatta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yani AİHM’ye kadar geldi. AİHM 2009 yılında ilk olarak Türkiye’yi yargıladı. Bir kadının hayatını koruyamadığı için. Mahkum oldu Türkiye. Ardından İtalya yargılandı. Bir anneyi ve annesini korumak için ölen 19 yaşındaki oğlunu koruyamadığı için.

Gerçekten ezberim bozuldu. Ve beynimi zorlamaya başladım. Etrafımdaki arkadaşlarımın anlattıklarını tekrar hatırlamaya çalıştım. Fakat hiç birinin şiddete maruz kaldığına şahit olmadım. O zamana kadar öyleydi. Konu ile ilgilendikçe burada da ne kadar naif olduğumu anladım. Burada da kadınlar utanıyor ve anlatmıyor. Burada da kadınlar maalesef susuyor.

Gün ve gün bu duyduğum haberler beynimi kurcalamaya başladı. Bir yandan Türkiye’deki olayları takip ederken, diğer yandan da buradaki olayları takip etmeye başladım. Yani Avrupalı bir kadının şiddete maruz olmayacağı diye bir şey yoktu bu dünyada. Ve 2020 senesinde, Koronavirüs ve karantina günleri daha da kötüleştirdi her şeyi. Kadın cinayetleri bu sene, İtalya’dan bahsediyorum, yüzde 20 arttı bile.

Buyurun biraz şaşırtayım sizi ve İtalya’dan geçen sene yani 2019 ile ilgili bazı rakamlar sunayım: Aile arası şiddet 40 binin üzeri, cinsel şiddet 3 binin üzeri, kadın cinayeti 148. Modern kadın şiddete uğramaz diye de bir kural yoktu. Kapalı kadın şiddete uğrar diye de bir kural yoktu. Bu dünyada “kadın ol yeter” kuralı vardı.

Hangimiz daha mutlu – 120 X 120 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Beynimdeki bu karmakarışıklık dışarıya çıkmak istiyordu. Çok huzursuzdum. Başladım beynimdekileri resme dökmeye. Çocuk gelini konu aldım. Doğu ve batılı kadınları konu aldım. Tesettürlü ve modern kadınları karşılaştırdım. Hangisi daha hür, hangisi daha mutlu idi? Kim biliyordu ki hangisinin daha mutlu ve hangisinin daha hür olduğunu?

Bu konularla ilgilenirken arkadaşım Amabile sayesinde Ilaria Specchia ile tanıştım, kendisi psikoterapist ve koreograf. Dans okulu açmış ve yöresel dans eğitimi veriyor daha doğrusu “pizzica” ve “nero taranta” danslarını sahneliyor.

https://www.youtube.com/watch?v=NMtf0mvASg0

https://www.youtube.com/watch?v=JuBPfpllQd4

Ve her sene kadına karşı şiddet konusunu ele alan Ilaria ve arkadaşlarını sahnede izlediğimde tüylerim diken diken olur. İlk izlediğimde o kadar çok etkilenmiştim ki, sonradan etkinliğin resimlerine baktığımda, beş resmi aralarından seçip bir çalışma yaptım. Buyurun 25 Kasım’da sizler de bize katılın, birlikte organize olup şiddete hayır diyelim.

Hangimiz daha hür – 110×110 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Hem resim yapıyordum. Hem de beynimi zorluyordum. Biz insanlar birbirimizi yanlış yerlerden eleştiriyorduk. Avrupa insanlarının, Müslüman kadınları eleştirdiklerinde yanlış yaptıklarının farkına vardım. Çünkü tesettür giymek, şiddete maruz kalmak değildi ve otomatikman kocasından baskı görmüyordu.

Yeniden doğuş – 100×60 Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Aynı şekilde Avrupalı kadın da modern giyiniyor diye eşit haklara sahip değildi, kocasından şiddet görmüyor değildi veya açık giydiği için daha az namuslu da değildi. Ve burada insanoğlunun ne kadar boş ve ne kadar kolay eleştirilerde bulunduklarının farkına vardım. Kadınlarımızın dünyanın her yerinde ezildiğinin farkına vardım. Kadınlarımızın dünyanın her yerinde erkeklerden daha az maaş aldıklarının farkına vardım. Kadınların her yerde daha az takdir edildiğinin farkına vardım. Ve hatta hangi Avrupa memleketi kadını başbakan yaptı ki? İtalya’da kadın seçme ve seçilme hakkının verilmesi 1946, Türkiye’de ise 1934.

Aşk – Acı – Kötü son – 80×60 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Türkiye’mizde örneğin Özgecan, Emine Bulut, küçük Leyla, Pınar Gültekin için ağlarken, İtalya’da Yara Gambirasio, Manuela Bailo, Sara di Pietrantonio, Pamela Mastropietro için ağlıyorduk. İsimler farklı, konular aynı. Sonuçlar aynı. Burada İstanbul Sözleşmesi’ni hatırlatmak isterim. Sözleşme Avrupa Konseyi tarafından desteklendi ve sözleşmenin temel ilkesinde kadına yönelik her türlü şiddetin ve ev içi şiddetin önlenmesi, şiddet mağdurlarının korunması, suçluların cezalandırılmasıdır ve bunun da gerçekleşmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum:

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0stanbul_S%C3%B6zle%C5%9Fmesi

Benim görüşüme göre, şiddet, modern olmakla, okumuşlukla, ileri görüşlü olmakla, din ile vs. vs. pek alakalı değil. Burada size Amerikalı sapık Jeffrey Epstein’ı hatırlatayım. İnsanoğlu dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, sevgi açlığı olduğu sürece, eğitilmediği sürece, medeniyetten uzak olduğu sürece, aile içerisinde şiddet gördüğü sürece, bilhassa çocuklarımıza rol model olduğumuzu unuttuğumuz ve ciddiye almadığımız sürece, dünyanın her yerinde kadına, çocuğa, hayvana şiddet uygulanıyor.

Cehaletin yüzü – 80×60 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Babalar ve anneler, burada sözüm sizlere: Lütfen aile içindeki eğitime biraz daha özen gösterirsek, daha güzel nesiller yetiştirebiliriz diye düşünüyorum. Bir anne, bir baba nitekim bir evlat yetiştiriyor.

“Göster oğlum, göster paşam çükünü amcaya!”

“Kalk, ağabeyine bir bardak su getir!”

“Tokat at bakayım ablana!”

“Sen sus, konuşma bakayım, sen kızsın, kız tarafı konuşmaz!”

“Sen kızsın kızlarla oynayacaksın, oğlanların yanında ne işin var?”

“Ayıp oğlum bakma, ben / kardeşin / ablan giyiniyor!”

“Kız ne kadar ses çıkartmazsa, o kadar iyi gelin olur.”

Çocuk gelin – 110 X 110 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Gibi cümleleri kaldırabilsek günlük hayatımızdan, inanın daha da güzel nesiller yetiştirebiliriz. Böylece ileride başımız ağrımaz. Nitekim hiçbirimiz tacizci annesi veya babası olmak istemeyiz, hiçbirimiz katil annesi veya babası olmak istemeyiz ve bilhassa hiçbirimiz evlatlarımızın canının yanmasını istemeyiz. Hiçbirimiz evlat acısı çekmek istemeyiz, değil mi? Her insanın, birilerinin ana kuzusu olduğunu unutmasak? Ve babalar sözüm sizlere.

Kadın dayanışması – 80×60 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Yuvayı dişi kuş tek başına yapmaya çalışırsa yükü ağır olur. Siz de o yuvanın bir parçasısınız ve hatta kadından fiziksel daha da güçlüsünüz, öyle değil mi?

Natascha Kampusch’u hatırlarsınız. 10 yaşında küçücük bir kız iken 1998 yılında Viyana’da okul yolunda Wolfgang Priklopil tarafından kaçırılır ve 8 yıl esir hayatı yaşar. Kurtulduktan sonra yaşadıklarını “3096 gün” adlı kitabında anlatır. Burada çok önemli bir şeyi dile getiriyor: “İstismarcılar genelde ürkek, kendinden emin olmayan, korkak çocukları seçerler…”

Hüzünlü gelin – 120×90 – Akrilik dijital baskı – Karışık teknik

Özgüvenli hatta cesur çocuklar yetiştirmek ve şiddetsiz bir hayat yaşamak dileği ile kendimize iyi bakalım.

Her şey güzel olacak

Andrà tutto bene

 

RESİMLER Gonca Bilgiç

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*